Tüm paydaşların yanında, dürüst ve kaliteli basın emekçilerinin sayısı artmalı, sosyal medya denilen güç, oto kontrolünü sağlamalı. Olmuyorsa, yasalar çerçevesinde dizginlenmeli...
Kendimize yapılmasını istemediğimiz hiçbir şeyi başkasına yapmamalı, yazmamalı, konuşmamalıyız.
Vallahi, sözüm ona dünyalının bedevi dediği ülkelerinde bile, futbol, tekniği, taktiği, motorsal özellikleri, kondisyonel parametreleri geliştirilerek ele alınıyor ve oynanıyor.
Her yönüyle destekçisi var, bilim alanlarının temsilcileri de katkı sunuyorlar.
Tertemiz bir şekilde oynanması için herkes çaba sarfediyor.
Her yaşananı, şanssızlığa bağlamıyorum.
Fakat izledim ve gördüm, hissettim, bu turnuvada şans bizden yana hiç olmadı...
(90+8'de attığımız gol hariç)
Altını çizerek yazıyorum.
Daha iyi olmalıydık...
Formsuzduk...
Mutlaka başaracağız, Çocuklarımızla...
İnanıyorum...
Göremeyeceğim diye bir kaygı var mı içimde?
Evet...
Ama görmeyi çok istiyorum.
Biliyorum, torunlarım izleyecek ve alkışlayacak, istikrarlı başarıları yakalayan Milli takımımızı...
Günümüz koşullarına uygun, bir sonuç bildirgesini sizlere sunarak noktalayacağım dünya kupası tefrikasını...
Türk Milli takımı olarak, topraklarımızda doğmasalar da, kökten bağlılıklarıyla bizim olan, çocuklarımızla Dünya Kupası’na katıldık...
Şanslıydık ve katılma hakkını elde ettik.
Katılmakla, çağ falan atlamamıştık, futbolumuz da seviyeli hale gelmemişti...
Dünya Kupası'nda da gücümüz oranında mücadele ettik...
Maalesef şanssızdık, "özellikle ikinci maçımızda" ...
Bilinmesini isterim, iki maçı da hak edenler kazandı!
Futbol tarihimizde, 3. kez Dünya Kupası'nda oynadık.
ABD'ni de yendik...
Sakın ha! Kendimizi aldatmayalım.
Bu sonuçla avunmayalım.
Herkese teşekkür etmek zorundayız.
Fakat!!!
Ben azıcık kendimle yüzleşmek istiyorum...
Seyretmeye gidenler hariç, herhangi bir ülkenin milli takımının başında
bir tek teknik direktörümüz bile görev yapmadı.
Murat Yakın hariç!!!
Bizi hiç tercih etmeyenlerden ama Türk...
Biz kendimize güvenemedik mi yoksa aşırıya kaçan rekabetten ötürü çıkacak kavgadan mı ürktük bilemiyorum!?
Lucescu, Kuntz, Montella tercihlerini kullandık...
Bizden biri değil ama Montella bizi gururlandırıyor, Türkiye'yi de temsil ediyor.
Dünya Kupası'nda bizim liglerde görev yapan teknik adam var mı sorusunu yöneltenler için yazayım.
Curoçao'nın hocası Dick Advocaat, bir zamanlar Fenerbahçe'yi çalıştırmış idi...
Dünya Kupası'nda, ligimizin 43 futbolcusu forma giymekte!
En fazla oyuncu gönderen takım Galatasaray...
11 futbolcusu ülkelerinin milli takımlarında yer almakta!
10 oyuncu ile Fenerbahçe ikinci sırada...
Başakşehir'in 5,
Beşiktaş'ın 4, Rizespor'un 3,
Trabzonspor'un Kasımpaşa'nın 2'şer,
Samsunspor, Konyaspor, Kayserispor, Alanyaspor, Gaziantep FK'nın 1'er futbolcusu kupada mücadele ettiler, yoluna devam edenler de var...
Çıtamız, hiç yükselmemesine rağmen ulemalar tarafından, Avrupa'nın en iyi ve çekişmeli ligi olarak lanse edilen futbolumuzun bir birimi sınıfta kaldı.
En başarısız olanlar, kupada adından hiç
bahsedilmeyenler; hakemlerimiz...
Türk Hakemliği aslında epey zamandır aynı sınıfı tekrar tekrar okuyor.
Onları da, Türkiyemiz'i de bir kurtarıcı kişi temsil ediyor.
Yönetemediğimiz için, Hırvatistan'dan getirip, para karşılığı derbi yönettirdiğimiz hakem (imiz) var şükürler olsun!
Onun adı da;
Slavko Vincic...
Beni şu an çok daha iyi anladınız sanırım.
Sağlıklı ve esen kalın...