Kapitalizmde, çal çağır, dön bana hesabı yapılır. Ne öğrendik kapitalizmden, beklenen sevgiyi, sevgiliyi ilahlaştırmak.

Yüksek egoyu bastır. Sevgi anlaşılmaz duygudur. Kapitalizm, sevgiyi abartarak, tüketimi artırıp, leyhine alacağı değeri yükseltmek için çok şeytanlık düşünür uygular. Yani nabıza göre şerbet verir.

Kapitalizm bana iki sevgiyi aşıladı.

SEVGİLİLİLER GÜNÜ: 14 Şubatlarda kutlanan bir gün takısı. 14 Şubat özgürlükle bağlılıktır. Nasıl yani? Ben çocukluktan, gençlikten ve bu yaşıma kadar sevgililer günü sadece sol aynımda değildi. Tam yüreğim ve beynimde kodlamıştır.

Her yıl 14 Şubat günü Atatürk’ün anıtını ziyaret ederim. Anıta bir ekmek 100 gramda peynir. Neden mi Çanakkale Savaşlarında arpa çorbasını, ekmek bulamayan garip insanların, yemeleri içindir. Onurlu insan dilenemez.

Akşama eve döndüğümde ailece yemeğe gideriz. Öpmek sevgi işareti olduğundan “Sevgililer günün kutlu olsun” der ve öperim. kadar varlığım yoktu iki metre zincir almaya. Ya da iki metre zincirle bağlanmaya. Ben gönlümü sundum, sunuyorum. Kırk sekiz yıl bitti. Devam edecek sevgim yaşadıkça. Kötü günlerimde en ön safta savaştı. Korudu beni. Bunların ötesinde Şehir kızı gelip köyde yaşama ayak uydu. İki evladım oldu. Gece demedik gündüz demedik, çocuklarımıza vatanseverlik verdik. Şimdi de evlatlarım bizim yolumuzdan gidiyorlar. Onlara bir teşekkür ediyorum. Çiçeklerin dalından koparılmasına karşıyım. Diğer kapitalistçe kazandığım gün ANALER GÜNÜ’ nüdür. Daha önce anneme sorardım. Bir muradın var mı diye. O da derdi ki: ”Ne isterim oğul. Sizin canınızın sağlığı, mutluluğunuz bana yeter.” Ben sadece annaler Gününde değil, Her zaman ihsan ettim. Ölmesinden sonra da dua ediyorum. Sizde bir dua edin. Koyun kabri başına.