Türküler; bizim duygularımız, dayandıklarımız, yapmak istediklerimiz olarak ortaya çıkan müzik ve söz düellosudur. Önceden kız gördü, oğlan sevdi.
Kız çeşmeye giderken oğlanın adının işlediği mendili bırakmıştı. Mendil bir bağlılık, isteklerinin önceden belirlendiği, anlamlı ve yeminiydi.
Oğlan mendili alınca:
-“Al mendili mendili
Kız sever karanfili
Karanfil biter oldu
Ayrılık yeter oldu…”
Ardından evlilik hazırlığı yapmak, para kazanmak için gurbete çıkacağını
Öğrenmiştir. ”Boş torbaya at gelmezmiş.” Biraz gözyaşı aktıktan sonra “Gel beri
yar gel beri/Sen beni ettin deli. /Gerdandan akan teri/Şerbet eyle ve beri.” Der
ama kız durur mu? Der ki:
“Yeşil taksi boyandı
Kapımıza dayandı
Dün gece kaçacaktım
Zalim babam uyandı.” Derken sabah olur. Kız artık kaçmayacak. Ocakta
Su kaynatıp, çay içme saati gelir. Çaya söz söylenir:
Kimin ağrıyır canı çay,
Ağrıyıptır her yanı çay
Her bir derdin dermanı çay, çay
Armudu istikanda, yüreğimiz yanında
Çay, çay…
Diğer yanda sabaha kadar uykusuz ve beklemekten yoğun düşmüş oğlan
da hastalanıp evine gelerek, anasına minnet eder:
ana Sana bir kere cananı sormirem
Gözüm karadır görmirem
Getirin balı, kaymağı
Getirin çayı/sıkın limonu
Serin yatağı döşeği
…..
Hastayam men ölürem. .Bekârlıktan ölürem
Gözüm karalır görmirem ben seni
Ne dediğim bilmirem…”
Ana-baba fakir. Duydukları kızı da almaları nakite bağlı. Ne yapsınlar?
Başlık parası verecek güçleri de yok. Gece 5 numara gaz lambası söndürülüp
yatağa girince; anası ile babası oğullarının evlenmesi için mevcut kara kaçanı
satmayı konuşmuşlar. Aradan günler geçmiş. ana- babası artık kara kaçanı
konuşmuyorlarmış.. Anasını tekleyip, yani basından gizli yerde:
-Ana?
-Can oğul.
-Ben duydum karakaçanı.
-Eee?...
-Daha niye eşek eşek konuşmuyorsunuz?
-Oğul varımız, yoğumuz bir eşek. Onu da satalım da arazi işlerimizi ne
İle yaparız?
-Oğlan :
Giderim yolum dardır
Bu ne biçim haldır
Ben kazanım yar yesin
Yeter ki alın bu kızı
Of! Of neyleyip nere gidem
Annesi çare bulamayınca, o da türküyle karşılık verir:
-Atm tutem men seni
Bala şekere katım men sen.
Akşama baban gelende
Önüne atım men seni… Ne dersen babana de.
Oğlan:
-Ben ar ederim ana!..
-Durumumuz ortada. Bir tanecik oğlumuzsun
Babası içeri gelir. Anası durumu açıklar. Ahmet ağanın kızına
Aşık olduğunu söyler. Babası elini kulağına atar, bakalım ne söylemiş:
Baba:
-Oğul oğul param yok.
Pulum yokim yok ndan
Servetim yok malım yok
Dara düştüm sözüm yok
Aldı oğlu:
-Baba baba can baba
Sen hiÇ sevmedin mi baba.
Yemekten içmekten kesildim
Başlık parası olmayınca, kızın değerinin azaldığını düşünürlerdi. Menşure de
Başlık vermeden alınmazdı. En azından örgü ve dantel, oya yapabilmesi için. Ama söy
lenmiş “kız beşiğe, çeyizi sandığa.” Tanrı emri sanki. Bir de süslenmeleri yok mu?
Oğul:y kurulur.
“Elinde oya gidiyor toya
Dudağı boya menşure hanım
Elinde mili tatlıdır dili
Mahlenin gülü Menşure Hanım
Hani yukarıda söyledik bezedik ama oğlu parasızlık sebebi le kızı alamadı Menşure
Hanım . Ümidini bizim kahraman’dan kesice, başkası başlık parasını verir onunla evlenir.
Ardından toy kurulur.
Toycular yar can
Kolunda mercan
Men sana hayran
oy aman aman
Evleri yol üstüdür
Kemeri bel üstüdür
Her gün geçme buradan
Koy Demesinler dostudur
(Her dem gidem o yare)
(Goy desinler dostudur)
Yaşlanırlar Aradan yıllar geçer. İkisi de ihtiyarlaşırlar. Ama aralarındaki
İlk aşklarını unutmamışlardır. Oğlan elinde tespih çevirmektedir. Kız söyler:
-Dede dede can dede
Tespihi mercan dede
Yerim sal yastğım koy
Belki de öldüm men dede
Yetimem vurulmuşam
Men ciğerden yanmışam
Gözüm onunçın ağlar
Yardan ayrı kalmışam
Aldı sözü oğlan:
-Ben bir garip kuş idim
Dalına konmuş idim
Niye bana kışt dedin
Ben senin olmuş idim,
Senin erin ölsün/Menim avradım/İkimizde kalak/Yassı yaralı
….