Var varlıkla, gür gürlükle, çok çoklukla, emeği olan emeğini verirken, çıplak ayaklar; yerde taşa toprağa, dikene güle basarken, korkak korktuğundan sinip, lafını kesince, yalan bulamayınca, doğru konuşan insanlar çoğalınca, ana analığını anlamadan, bebeğinden sütünü kesince, aniden para pula kavuşanın sonradan görme adını alıp, poz yapıp,0 caka satınca
İnsanları hakir görüp cahil diye konuşunca, demokrasi diyerek, birçok hukuksuzluk yaparak, diktatörlüğe heveslenince, iki dünyayı bir araya getirip gaipten haber veriyorum diyen olunca düşünüp taşınıp bir arada hakça oturanların yaşadığı bir belde varmış. Beldenin yamaç bellerinde güzel güzel korular varmış. Koruları dikenler korurmuş. Koruda o bölgede yetişebilen ağaçlar dikilirmiş.
Güney yamaçta iki yıldır toprakta buluşan Kavak oğlanla Çam kız varmış. Kavak oğlanının başından yel eksik olmaz, çam kızın başından taç eksik olmazmış. Çam kızla kavak oğlan erginleşince bir birlerine aşık olmuşlar. Aşkları dile düşmüş. Kavak oğlan hızla boy atmış. Çam kız süsünü bozmamak için ağır ağır büyümüş. Kavak oğlan yere fazla kök salmıyormuş. Rüzgâr estikçe hep dans ediyormuş. Çam kız, köklerini daha çok seviyor, yere daha çok sarılıyormuş. Köklerini derine gönderiyormuş. Kök salan, sağlam tutunanın yaşamasının daha uzun olacağını babası, anası söylemişti. Çok uzun yaşamıştı babası anası. Dayısı, amcası, halası, teyzesi yakınlarında yaşıyordu. Akrabaları çam kızın tutarlı davranışlarını çok beğeniyorlardı. Kavak oğlan hiçbir ayarda durmuyordu. Gün geliyor süslenip bezeniyor, gün geliyor üstünü başını rüzgâra veriyor, gün geliyor çırpıl çıplak soyunuyordu. Fakat Çam Kız hep aynı kararlıkta yemyeşil kalıyordu. Makyajı baharlarda biraz daha parlatıcı sürmekten ibaretti.
Her canlı gibi o da yıkanmayı çok seviyordu Çam kız. Yıkanmadığı zaman Kavak oğlan elini kolunu, dalını budağını kurutuyordu. Susuzluğa hiç dayanmıyordu. Çam kız çok sabırlıydı. Kökleri büyüdüğü, büyümeye devam ettiğinden, derinlerde olduğundan dayanıklıydı. Fotosentezi dengeli yapardı. Kavak oğlan bazen hiç nefes alamazdı.
Kavak Oğlan ilkbaharları gerçekten çok güzel oluyordu. Süslenip de üstünü başını giyince misafirleri yalnız bırakmıyordu. Şarkı söylemeye değişik türdeki kuşlar ortak oluyordu. Büyük bir koro kurulup Çam kıza konser veriliyordu. Dolunay zamanlarında bütün çamların tepesinden göz edip sevdiğini söylüyordu Çam Kıza. Boylu poslu yakışıklıydı Kavak Oğlan. Çam kız kimse duymayacağı şekilde; sadece kavak oğlana türkü söylüyordu: “Loy loy loy kavak uzanır gider, loy loy loy dalı da bezenir gider….” Diye aşkını anlatırdı. Türküyü kuşlarda öğrenmişti. Kavak ağacına konan kuşlar bu türküyü söylerlerdi. İlkbahar ve Yaz aylarında hep söylenir, sonbahar da başlardı suskunluğu. Kış boyunca gözünü açmaz, sessizce boynunu eğip susardı. Kavak oğlan, boyu posu büyüdükçe ilkbahardan başlayarak şımarık hareketler yapıyorlardı. Herkes onu artık dışlıyordu. Komşuları bile nefret ediyorlardı. Güz geldiğinde çok sinirli oluyordu Kavak oğlan. Çam kızı da “bücür” diye dalga geçiyordu. Sevgisini değil nefretini gösteriyordu. Çam kızının boyu kendine yetişmiyordu. Çam hızla büyümüyordu kendisi gibi.
Kavak oğlan, bir gün gelen rüzgâr dayı ile öyle kavga edip kızdı ki, gazelini gelişigüzel kopartıp attı komşularının üzerine, yoluna. Günlerce, aylarca önceden sevgilisini aramadı, bakmadı yüzüne. Çam Kızın babası ve komşuları,
-Hayırsızın biri. Vazgeç kızım bu Kavak oğlandan. Herkes asil ve asaletine döner.
Demişler.
Çam kız, Kavak oğlana seslenmiş, sesine karşılık bile vermemiş kavak oğlan.
Çam Kızdan vazgeçtiğini iyice soyunarak anlatmış. Çam kız,
-Hadi oradan. Boyu uzunun hilesi çok olur dediler ben inanmamıştım. Tanrı bildiği gibi yapsın.
Diye ahlanmış. Birkaç gün sonra hızarlı iki kişi gelip “Bu olgunlaşmış” diyerek kesmişler kavak ağacını. Çam kız yine de üzülmüş.
…..