Yapamadığımız eylemleri, söylememiz gereken sözleri başka canlılara mal etmişiz. En çok da beraber yaşadığımız ev dostları hayvanları.
Tavuk nasıl bir canlıdır? Civciv ferik olunca, horozlara kur yapar. Artık üreme organları çalışmaya başlamış, erginleşmiştir. Yumurtlamaya başlayınca tavuk olur. İlk yumurtasından başlamak üzere yumurtlayıp folluktan kalkınca, avaz avaz bağırmaya başlar. En yüksek sesini kullanır. Dakikalarca bağırır. Çünkü bir şey meydana getirmiştir. “Pişirirsen aş olur, pişirmezsen kuş olur” Yani yumurta yumurtlamıştır. Bunu bütün canlıların duymasını istemektedir. Bu bağırış, yanına bir horozun gelip, kur yapmasına kadar sürer. Doğal yaşam ve barınmada tavuk ortalama 25-30 tane yumurta yumurtlar. Yumurtlamasını bitince kurk durumuna gelir. Altına konulan 20-25 yumurtanın üzerinde oturur bekler. Neslinin devamı için böyle bir fedakarlığı vardır. 21 gün sonra civcivler çıkmaya başlar.
Çıkan civcivler bir tekamüldür. Yaradılış sonucudur. Civcivlerin yaşaması için ana tavuğun kanatları hep açıktır. Bir tehlike anında, civcivleri kanatlarının altına alır. Yabancıların civcivlerin yanına yaklaşmasını saldırarak bile korur. Civcivler iki üç ay içinde büyüyüp, kendi başlarının çaresine bakacaklarını anlayınca artık civcivleri terk eder. Yanına gelenleri de döverek uzaklaştırır.
Tabi doğal olan bu durum değişti. Civcivler artık kuluçka makinelerinde çıkarılıyor. Civcivler 45 günde yetişin tavuk oluyor. Fazla beslerseniz çatlıyor.
Bugün emekçileri, işçileri, temsil eden sendikalar yeterince birlik sağlayamadıklarından hükümete yakın olan sendikalar, aşağı yukarı kendi söylemlerini hükümeti gücendirmemek adına yakın artış isteğinde bulunuyorlar. Hükümetle yapılan Toplu Sözleşmeler ağır aksak sürmektedir. Reste rest gibi.
Ülkemizde işsizlik fazlalaştıkça, korku salınmakta. “Bak işten atarım.” Bunun için ne verirsem elini aç. Bir de dua et. Bak biliyorsun binlerce aç olan komşularını. Belediyelere veya kaymakamlıklara bağlı Sosyal Yardımlaşma Fonuna bağlı yaşarsın.” Diye aba altından sopayı gösteriyor Biliyor ki: Her ailede niteliksiz kişiler var her ailede genellikle bir kişi kadrolu çalışıyor. Diğer aile üyeleri işsiz. Ailede gelenek olarak bir lokmayı da paylaşır. Batı kapitalistlerinin yıkamadığı, yıkmaya çalıştığı en nadide özelliğimizdir. Son zanlarda Türkiye’nin maliyesinin bozulması. İnsanlarımızın çoğunun açlık sınırında ve açlıkla yaşaması, işsizlik, üretim yapamama, zamlar…gibi
Hani Kaygusuz Abdal da der ki:
“Bir kaz aldım karıdan
Boynu uzun borudan
Kırk abdal kanın kurudan
Kaynatırım kaynamaz,”
İnsanların bir yolunacak kaz gibi görülmesi esef vericidir. Kaz için neden böyle denmiş: kazların tüyünden, ayağına, etine her parçası değerlendiriliyor. Kaz tüyleri çabuk çıkmaktadır. Kaz erginliğe ulaşınca, folluğa oturur. Yumurtlar. Yine sessizce folluktan çıkar ailesinin evine ya da arkadaşlarını aynına döner.
Zamları yaparken acaba bu işçiler, bu memurlar nasıl geçiniyorlar diye empati yapamazlar mı? Kaz gibi işçinin de sosyal hesabı greve gitmek. Tavuk gibi duyan duymayana anlatsın. Sesini duyurmazsa kimse haline aldırış etmez.
Bir kişiye bağlanmadan, ummadan: Emeğinizin karşılığını alırsınız umarım…