Toplum olarak birçok konuda aynı refleksi veriyoruz: “Bir başlayalım da sonrası bir şekilde gelir…”

Bu yaklaşımın en güzel özeti belki de o meşhur atasözü: “Göç yolda düzelir.”

Ama ne yazık ki, günümüzün karmaşık ekonomik ve sektörel yapısında artık hiçbir şey yolda düzelmiyor; aksine çoğu zaman yolda daha da bozuluyor.

Son günlerde otomobillerdeki multimedya ekranlara yönelik ceza uygulamaları tartışılıyor. Düzenleme yapılmış, yürürlüğe girmiş, şimdi ise etkileri konuşuluyor. Oysa olması gereken bunun tam tersiydi: Önce tartışılır, paydaşların görüşü alınır, uyum süreci tanınır, sonra uygulanırdı.

Aynı yaklaşımı tarım sektöründe de görüyoruz.

Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nün gübre üreticilerini yakından ilgilendiren bir yönetmelik çalışması yürüttüğü uzun süredir biliniyordu. Hatta çalışma tamamlanmış, ancak savaş gerekçesiyle bir süre ertelenmişti. Yani sektörün kaderini etkileyecek bir düzenleme hazırdı ama sektörün kendisi sürecin neresindeydi, orası belirsizdi.

Geçtiğimiz hafta önemli bir ziyaret gerçekleşti. Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı, ATSO Başkan Vekili ve sanayi sitesi temsilcilerinden oluşan bir heyet, Ankara’ya giderek konuyu doğrudan genel müdüre aktardı.

Bu ziyaretin önemi büyüktü. Çünkü hazırlanan yönetmelik, hali hazırda ruhsat almış ve üretim yapan yaklaşık 250 işletmeyi doğrudan etkileyecek nitelikteydi.

Taslak düzenlemeye göre:

500 metrekare altındaki işletmeler kapatılacak,

Mevcut ruhsatlar geçersiz hale gelecek,

Üreticiler yeni bir yerde sıfırdan tüm prosedürleri tamamlamak zorunda kalacak,

Ürün etiketleri tamamen yeniden düzenlenecek,

Uyum sağlayamayan firmalara cezai yaptırımlar uygulanacaktı.

Yani bir gecede, yıllardır üretim yapan işletmeler “yok” hükmüne düşebilecekti.

Görüşme sonrası en azından etiketler konusunda geri adım atılması olumlu bir gelişme. Ayrıca 500 metrekare şartı ve sektörün genel yapısı için yerinde inceleme yapılacağı ve Antalya’da sektör temsilcileriyle yeniden bir araya gelineceğinin belirtilmesi de önemli.

Ancak burada asıl mesele şu:

Bu noktaya neden gelindi?

İki temel soru sormak gerekiyor:

Birincisi:

Bu düzenlemeler hazırlanırken neden sektör temsilcileri sürecin başında dahil edilmedi?

İkincisi:

Eğer bu heyet Ankara’ya gitmese, girişimlerde bulunulmasa; üretici, fason üretim yaptıran firmalar ve toplamda yaklaşık 500 işletmeden oluşan bu sektörün akıbeti ne olacaktı?

Kamu yönetiminin en temel sorumluluklarından biri öngörülebilirliktir. Kuralların sık sık değiştiği, geçmiş yatırımların bir gecede değersizleştiği bir ortamda ne yatırımcı kalır ne üretici.

Tarım gibi stratejik bir alanda ise bunun bedeli sadece sektörle sınırlı kalmaz; doğrudan gıda güvenliğine ve ülke ekonomisine yansır.

Artık “göç yolda düzelir” anlayışını terk edip,

“yola çıkmadan önce plan yapılır” anlayışını benimsemek zorundayız.

Aksi halde her yeni düzenleme, çözüm üretmek yerine yeni sorunlar üretmeye devam edecek.