Arefe günü oturuyorduk torunumla. Çizgi film seyretmeyi seviyoruz.
Bir ara, "Dedeciğim, yarın bayramını kutlayacağım" dedi.
Duygulandım.
"Bana her gün bayram Can'ım" diye sarıldım ve öptüm yavrumu...
İşte o an kaybettiğimiz büyüklerim, film şeridi gibi geçti gözümün önünden...
Harçlık vereceksin değil mi diyen Can'ımın sesiyle normal yaşama döndüm.
Çocukluğuma dalıp gittim sonra! Kocaman bir Anadolu evi idi yaşadığımız iki katlı kâgir mesken...
Üstte biz, altta ise dayımlar ve anneannem yaşadı o evde...
Gül gibi geçinip gittiler büyüklerimizin tamamı, çocuklar olarak bizler de anı biriktirdik. Hep gülümsedik...
Rahmetle, şükranla anıyorum. Çok arıyorum.
Çok güzel günlerdi diye anlatırım Burdur'da mutlu, umutlu yaşadığım o dönemi...
Her çocuk gibi, tatillerde ve bayramlarda sevinirdim. Saygı ve sevgi dolu kocaman bir yürekle anarım ve dün hatta bugünmüş gibi de yaşatırım.
O günlere ait her öyküm, ballı börekli sofra nefasetinde ve lezzetinde vallahi...
Her bayram öncesinde, anneannemin, annemin, yengemin, babamın ve dayımın ve çevremizdeki tüm komşularımızın, bugün pekiyi olarak not verebileceğim telaşlı hallerini izlerdim.
Heyecanla ve hevesle, her güne, herkese yetecek düzeyde ve kalitede hazırlıklar yapılırdı...
İlk bayram gününün öncelikli ritüelleri olan, namaz ve mezar ziyaretlerinde biraz mahmur biraz da mahzun olurduk. Sabahın erken vaktinde başlardı, iki üç saatte de biterdi.
Çocuklara bazen işkence gibi gelse de, bayramlaşma vazgeçilmez bir özel ve güzel gerçekleşirdi.
Büyükler ziyaret edilir, onların elleri öpülür. Akranlar ve küçükler de sarmaş dolaş olur, adeta yılların özlemiyle öperdi birbirlerini...
Doğduğu memlekete gelenler ya da akrabalarının yanına, yâd ellere gidenler olurdu.
Herkes her istediğinin yanına ulaşır yürek yüreğe olmanın ötesinde beden olarak da birbirine yakınlaşır, yaklaşırdı.
Çocuktuk, kimimiz şeker, çikolata ile yetinirdik, kimileri ise madeni ya da banknot tercihi yaparak para toplardı. En önemlisini vurgulamak istiyorum.
Hepimiz, büyük küçük her kişi birşeyler yapar, oynar zıplardı, sohbetler ederdi, güler, eğlenirdi...
Bayramlarda alışık olduğumuz böylesi güzelliklere artık rastlıyor muyuz?
Maalesef hayır...Nedenleri malûm...
Bayram harçlığı yetmiyor her kesimden insana...
İstesen de alamıyorsun.
Vermek istiyormuş gibi yapanlar da, cep delik cepken delik öyküsünü dillendiriyor, türküsünü söylüyor. Garip gurabanın bayramlarına renk katan, katkı sunanlara şükran borçluyum.
Hoş ülke insanı olarak bazı erdemlerden hızla uzaklaştığımız, önemli değerlerimizi yok saydığımız günleri yaşıyoruz.
Zorluk yaşayanlara ulaşmak zorunluluk olmalı...
Böylesi bayram görüntüleri insanı çok etkiliyor çünkü!
O zaman da "Bayram gelmiş neyime" türküsünü mırıldanıyoruz!!!
Türkü, sıkıntılarla boğuşan ama adı yaşamaksa yaşayanların halini, duygularını ifade ediyor, dışa vuruyor.
Hüzün dolu şekilde bayramı geçirenlere el verelim.
Gurbette ise, sıla hasreti çekiyorsa kolumuzu omuzuna koyalım.
Ahde vefa toplumumuzda olmazsa olmaz bir duygu idi...
Vefalı olmak da düstur gibi benimsenirdi. Çok az görüyoruz... Bilmem neden???
Belkide; Teknoloji gelişti, tükenmeyen ve hatta hız kazanan yaşam telaşesi toplumun en yakın katmanlarını bile birbirinden uzaklaşmaya yöneltti.
Her ortamı birbiri ile ilişki kuramayanlar doldurdu...
Dahası soğuk bakan kişiler, düşman bellediler somurtarak bakan yüzleri...
Evet evet, eskiden sıcacık duygularla ve içten kutladığımız bayramları arar olduk…
Kavga ve savaşı bir yaprağın üzerine koyup denizlere salamadık.
Anneannem, su "tüm sıkıntılara alıp götürür" derdi halbuki!
"Bugün su için savaş var dünyada anneanneciğim" diye bir de mesaj göndereyim.
Eli öpülesi büyüklerime, sevdalı olduğum evlatlara, küçüklerime bayramlar eskisi kadar tatlı gelmiyor artık dememeliyim. Neşeyle ve duygulu yaşanmıyor diyerek negatif etkide bulunmamalıyım.
Yetmese de bu sözler...
"Enseyi karartmayalım. Gülümseyelim" diyelim.
Evimizi temizledik, bayram alışverişimizi gücümüz oranında yaptık diyen Canlar'ın sesini duyar gibiyim...
Biliyorum hepimiz bayramlara değer vermekteyiz.
Lütfen!
Eskimeye yüz tutan bayramlıklarımızı giyerek karşılayın, güzel anılar biriktireceğimiz bayramı.
İçimiz kan ağlasa da çocuklarımızı temiz giydireceğiz. Söküğünü itina ile dikip kapatacağız.
İnsanımız ekonomik açıdan zor durumda...
Bilinçli bir yurttaş olarak çok ama çok üzülüyorum.
Şekerliğimiz dolu olsaydı keşke!
Geçen gün bir büyüğüm sitem ediyordu.
Yüreğini ferah tut dedim.
"Yok yok dedi, ağız tatlandırmak için torunlara toz şeker yalatacağım söz" diyerek sitemini iletti bana...
Lütfen!
Bayramlık almak için ellerinizi öpenlere, sımsıkı sarılın...
Harçlık vermeyebilirsiniz ama yüreğinizin sesini dinletin. Gözünüzün nemini hissettirmeyin.
Yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımıza değer verin, "sizler bizleri sağlıklı ve mutlu yarınlara taşıyacaksınız" diyerek umutlandırın...
Tüm çocuklara bilgisayarla, tabletle zaman öldürmemelerini öğütleyin, çocukların kaynaşmasına katkı sağlayın. Sokak aralarını cıvıl cıvıl sesler kaplasın, panayır yeri gibi olsun.
Eski bayramları çok özledim.
Herkese iyi bir bayram diliyorum