Sınırlarımız içinde yaşayan tüm insanlara, yakınımda duran, uzağımda olanlara, sözüm kendime "tarafsız" gözle bakıyorum.

İnanıyorum ki, kimilerine göre tarafım.

Yüreğim de, tarafsın diyor zaten...

Ne kendimi ne sizleri kandıracak kapasiteye sahip değilim!

Soruyorum dürüstçe; Birbirimizi seviyormuş gibi yapıyor muyuz? Her alanda, her toplum katmanında sevgisiz olma hali gözlemliyor muyuz?

Televizyonlar, radyolar, basın ve yayın kuruluşları, sosyal medya platformları uzlaşıdan uzak hatta kışkırtıcı görev ve sorumluluklar üstlenmekte...

Ancak konuşulanlar, pembe yalan ve sahte gülücüklerle süslenmekte!

Çoğunlukla siyasetteki, spordaki gelişmeleri takip ediyorum.

Eğitimimizde, geçmiş ile gelecek arasındaki yaşatılması gereken köprü "o zamanlar hela vardı yoktu lafazanlığı ile" sabotajla yıkılacak neredeyse!

Fatih de bizim Mustafa Kemal de, diyerek perde arkasından nanik çekenler, menfaatçilerin doluştuğu stüdyolarda hakim rol oynuyorlar...

İkiside güçlü, birisi en büyük diğeri küçük ama devletin her daim ciddi ve tek koruyucusu...

Ağız birliği mi, düello mu yapıyorlar belli değil!?

Öcalan için kurucu önder diye sesleneni dinliyoruz.

Duruşmaları trt yayınlasın diyeni de duyuyoruz.

İlginç...

Ne umut affına, ne de halkın duruşmaları seyretme hakkına meclis olarak onay veriliyor...

Her konuşulandan, bir sonra dile getirilen söylem ya da gerçekleşen eylem riyakarlığı gözlerimizin önünde yaşanıyor...

Göstermelik saygı ifadeleri ile, saygınlığı öne çıkaran puntolarla sayfalar süsleniyor.

Miş, mış gibi yapıyor, yaşıyor günü de kurtarıyoruz.

Evet, herkes birbirini sevmek zorunda değil...

Ancak saygı vazgeçilmezimiz olmalı...

Hoşgörüsüzüz ve acımasız tavır ve aceleci tepkiler gösteriyoruz. Maalesef uzlaşı hiç düşünülmüyor ve şartlar ne olursa olsun uygulanmıyor...

İlginç, hukuku yok sayıyoruz. Adalet terazisini tam ortadan tutamıyoruz.

Sanki yapıyor, uyguluyor gibi reklam filmi de çekiyoruz.

Dahası kendi insanımıza düşman hukuku ile "dilim varmıyor ama"

savaş ilan ediyor, her cephede de kavga ediyor, büyütüyoruz.

Savaşın gürültü ve patırtısından belki de, yalandan "birlik, beraberlik, bekâ" nutukları atılıyor, böyle davranılarak ekonomik berekete kavuşulacağına dair önermelerle yeni planlar kurguluyoruz.

Yurtta sulh; hem içten söylenmeyen hem de hayali bir söylem sanki!

Riyakâr ağızlara da yakışmıyor.

Meclisimiz meydan muharebelerinin olduğu bir savaş alanı adeta...

Yanan, yıkılan, mahvolan tüm yürekleri kanatan savaş daha uzun süreceğe benzer...

Canımız yanmasın, ocağımıza ateş düşmesin...

Kovboy Trump'a methiyeler düzmüyoruz belki

"yeter yahu" diyerek, kanla beslenen şizofren teşhisi konulması gereken İsrail'linin üzerinden göndermelerde bulunuyoruz...

Sizlere, birazcık iç cephemizle ilgili örnekler sunmak durumundayım.

Tutkumuz futboldan olursa da, daha iyi anlaşılacağını sanıyorum.

İnkar edemezsiniz...

Stadyumlarda renklerin kardeşliği falan yok!

Her maçın önünde, arasında, arkasında gerginlik yaşanıyor...

Vallahi vicdanlılar ve sağduyulular sayesinde kan dökülmüyor...

Seyirci mi, holigan mı belli olmayan tiplerin oluşturduğu gruplar,

Fener'i eleyen Nottingham'ın formasını giyerek sosyal medya fanatiği olarak "ohhhhhhh" çekebiliyor...

Liverpool'un ikinci maçta tur atlaması için cimboma beddualar edebiliyor.

Lâfa geldiğinde ise, bir cemiyet içinde rol kesip, "keşke kazansaydı Fenerbahçe, ülke puanımız yükselirdi" diye ah vah çekebiliyoruz.

Ya da içimizden geçenin tersine, inşaallah İngiltere'de de kazanırız diyerek riyakarlığın daniskasını yapıp kaybettiği gün zil takıp oynaması gerekirken "yazık oldu, bu maç Okan'a ya da Barış Alper'e yazar" diye sinsi sinsi üzüntüler sergileyebiliyoruz...

Barış Alper, tekrar yazımın özüne dönmemi sağladı...

Cihanda sulh ile ilgili dünkü sesi, malumun gecikmiş de olsa ilanı olarak anlıyor ve alkışlıyorum.

Yurdumuzun insanına da yansımalarını görmeyi arzuladığımı belirtmek istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran ve tarihi yeniden yazanların yarınlarımıza yönelik ne denli önemli ve büyük işler yaptığını kanıtlayan bu söze uygun davranmalıyız...

Türkiye Cumhuriyeti, yurttaşı olarak “Yurtta barış, dünyada barış” diyen Atatürk'ümüzü saygıyla, sevgiyle, minnetle anıyorum.

Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir ve hep böyle kalacaktır diyerek yazımı sonlandırıyorum.

Sağlıklı ve esen kalın...