İçimden geldi, değerlerimizi koruma gayesiyle bir yazı karalamak istedim.
Meclis'te de kavga oluyor, minikler kategorisinde oynanan maçlarda da gürültü patırtı yaşanıyor.
Sokaklarda, okul bahçelerinde, kafelerde her türlü zorbalığı görüyoruz.
Dejenere olan çocuklar, gençler, yolunu kaybeden yetişkinler Türkiye ve geleceğimiz için tehdit oluşturuyor.
İnanıyorum hakettiği günleri görecek Türkiyemiz.
Birlikte gülümseyeceğiz...
Büyük acılar yaşanıyor mu,
üzülüyor muyuz?
Evet...
Çaresiz değiliz, güçlü olmak ve ayakta kalmak zorundayız.
Zor yılları mücadelelerle geçiren, en yoksul en sıkıntılı günlerinde her türlü zorluğu yenen insanların çocukları, torunlarıyız.
Şükürler olsun Cumhuriyetimiz yaşıyor, ilelebet de yaşayacak...
Bazen yokmuş gibi sunulan, gerçekleri unutturma gayretiyle ağızlarda sakız gibi çiğnenen, hicvedilenlere gülüp geçiyoruz.
Yok efendim!!!
Bir çok şey yeni icat edilmiş ve sözüm ona bulunanı da yeni tanımış ülke insanı..
Bir asır boyunca yapılanlar, Cumhuriyetimiz'in eserleri ve toplumumuza kazandırdıkları unutulmayacak, unutturulmayacak.
Utanmazlık diz boyu değil, çene hizasına çıkmış durumda!!!
Arsızlar çıkıpta
"Kurtuluş savaşında biz cephedeydik" diyecek derecede hadsizleşirse şaşırmam!!!
Yeni yetmelerin gaflarını takip ediyoruz.
İnananları tek tük de olsa görmekteyiz.
Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün önderliğinde kuruldu.
Büyük kişilikler, vizyonları ve kararlılıklarıyla Kurtuluş Savaşını kazandılar, Cumhuriyet'imiz ilan edildi. Ulusun bağımsızlığı ve çağdaş düzeye erişmesi için gayret sarf edildi, mücadele verildi.
Kısaca yazayım anlaşılsın!
Mustafa Kemal
1881 yılında Selanik'te doğdu. Sayılamayacak kadar düzeyli işi ömrüne sığdırdı...
Eğitimde, bilimde, sanayileşmede, devrim niteliğinde birçok icraatı yaparken önemli sorumluluklar üstlendi...
Ülkesi ve insanı için çok ama çok çalıştı.
1938 yılının 10 Kasım günü, 57 yaşında yaşama veda etti.
Anıtkabir’de dinleniyor ve izliyor olanı biteni...
Hala daha Türkiye Cumhuriyeti'nin yarınları için mücadele veriyor, yolumuza ışık oluyor.
Silah arkadaşı, kader ortağı İsmet İnönü, her cephede vatanı, bayrağı ve ulusu için savaştı.
Çok başarılı bir asker ve devlet adamı olarak tarihe adı yazıldı.
İsmet İnönü; Türkiye’nin 2. cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyet Dönemi’nin de ilk başbakanı idi...
O da Ankara'da yatıyor. Atatürk'ün yakın arkadaşı idi, Anıtkabir'de birlikteler...
Aslında inkâr edenler, Cumhuriyet sayesinde bu günleri gördü.
Tüm nimetlerinden de yararlandılar. .
Cumhuriyet'e de, 103 yıllık yaşam tarihimize de saygı duymak zorundayız.
Cumhuriyet'e bağlı kalıp sayısız başarıları ulusuna yaşatanlara da teşekkürler...
Alanlarına bakmaksızın, hizmet sundukları işlerde ilk olmayı hatta bazen tek kalmayı başaranlar asla unutulmuyorlar...
Her biri de, inanıyorum ki çok meşakkatli yıllar yaşayıp, zorluk dolu yollardan geçip o aşamalara eriştiler.
Olanaksızlıklar yaşadılar, zaman zaman karşılaştıkları toplumsal karşı duruşlara da rest çektiler, mücadele ettiler...
Gelecek nesillerin yolunu açtılar ve yepyeni ufuklara yelken açmaları için esin kaynağı olmayı da başardılar.
Kim bunlar...
İlk kadın savaş pilotu
Sabiha Gökçen...
Yaşamını okuyunca duygulanıyorsun.
Havacılık eğitimlerinde neleri başarmış.
Kariyeri boyunca kaç saat uçuş gerçekleştirmiş.
Kaç kez askerî operasyona katılmış...
Gençlere sesleniyorum. Lütfen okuyun...
Dünya Tarihi'ne adını yazdıran kaç havacıdan birisi imiş öğrenin!
Gurur duyacaksınız...
Nazife Güran
Klasik batı müziği alanında yapıtlar ortaya çıkarmış olan ilk kadın bestecimiz...
1921 yılında dünyaya gelen ve dünya çapında bir sanatçı kişiliği tanıyın...
İclal Ersin kimdir diye yazın arama motorunuza...
Şaşırmayın onur duyacaksınız...
Dilhan Eryurt'u da arayın lütfen!
NASA’da görev yapan ilk Türk bilim insanı kimmiş göreceksiniz.
Cumhuriyet tarihinde sanatta iz bırakanları da araştırın lütfen!
Henüz yeni kurulmuş bir Cumhuriyet, çocuklarına, gençlerine ne güzel olanaklar sunmuş okuyun ve değerlendirin lütfen!
Müzik, resim, heykel, seramik ve tiyatro alanlarında Cumhuriyet'e saygı ve sevgiyle yetişmiş ve kendinden sonraki kuşakların da önünü açmış isimleri öğrenin ya da hatırlayın.
Cemal Reşit Rey,
Ahmet Adnan Saygun,
Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit Alnar, Necil Kazım Akses neden “Türk Beşleri” olarak anılmakta lütfen araştırın...
Bedri Rahmi Eyüpoğlu için,
Cumhuriyet dönemin çok yönlü sanatçılarından birisi imiş diyeceksiniz...
Halk sanatından ve edebiyatından beslenerek ürettikleri ile gururlanacaksınız.
İlhan Koman'ı öğrenmelisiniz mutlaka!
Türk heykel sanatının en önemli isimlerinden birisi olduğunu ve dünyada “Türk Da Vinci” olarak tanındığına tanıklık edeceksiniz.
Füreya Koral'ı saygıyla anacaksınız...
Türkiye’nin ilk çağdaş seramik sanatçısı olarak tüm yaptıkları ve yetiştirdikleriyle büyük gurur yaşayacaksınız.
Muhsin Ertuğrul'a kesinlikle ziyaretiniz olmuştur.
Çağdaş tiyatromuzun batılı anlamda kurucusu olarak kabul edilen ve sinema alanında da çok önemli eserler veren değerimizi daha çok tanımalıyız.
Dermatolog ve bilim insanı Hulusi Behçet'i kaynaklardan öğrenmeliyiz...
Cahit Arf
İsmini tüm dünyanın bildiği ve 10 TL’lik banknotlar üzerinde resmi bulunan matematikçiyi tanımalıyız...
Belki birçoğumuz yakın tarihe mal olduğu için Aziz Sancar'ı hatırlıyor...
Doktor, akademisyen, biyokimyager ve moleküler biyolog... 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan bu yüce kişiliği ve bu ödülü alan ilk Türk bilim insanını kaynaklardan okuyun..
Ve bir spor adamı olarak kendi alanıma gireyim birazcık da!!!
Kitleleri bir araya getirme gücüne sahiptir spor...
Cumhuriyet'in ilanından sonra, devlet politika olarak spora önem verdi. Bu politikaların yürütülmesi için devletin ilk resmi kurumları kuruldu. Modern Olimpiyatlara adımımız, Cumhuriyetin ilanının hemen sonrasında atıldı. Türkiye resmi olarak 1924 Paris Olimpiyatlarına katıldı. İlk kez yaşanan zor koşullarda gerçekleşen bu katılım, futbol, güreş, atletizm, eskrim, bisiklet dallarında 40 sporcu ile yaşandı. Başarılar elde edilmedi ancak Türkiye ilk kez olimpiyatlarda temsil hakkı yaşadı.
Sonra bakın neler neler oldu?
Yaşar Erkan Milli güreşçimiz...
Türkiye Cumhuriyeti’nin olimpiyatlarda kazandığı ilk altın madalyanın sahibi...
1912 yılında Erzincan’da
yaşama merhaba diyen bir çocuğun hangi güçlükleri yenerek, 1936 yılında Berlin’de, olimpiyat oyunlarında grekoromen stilde olimpiyat şampiyonluğuna kadar ulaştığını okuyun.
1986 yılında aramızdan ayrılan bu değerimizin Türk Güreşi'ne çok sayıda yetenek kazandırdığını da öğrenin.
1948 Londra Olimpiyatları'nda bronz madalya kazanan Ruhi Sarıalp'in kim olduğunu ne zorluklarda başarıya koştuğunu ve ulaştığını öğrenin...
Sporumuzun son otuz yılında gezinin lütfen!
Naim Süleymanoğlu, Bütün zamanların en iyi haltercisi nasıl olmuş,
Cep Herkülü şeklinde tarihe neden adı yazılmış. Kariyeri süresince üç olimpiyat altın madalya, yedi dünya şampiyonluğu ve altı Avrupa şampiyonluğu ne gayretlerle elde edilmiş ve elliye yakın sayıda dünya rekoru nasıl olmuş da kırılmış.
Öğrenelim...
Taha Akgül Güreş dalında, Mete Gazoz Okçuluk'ta, Busenaz Sürmeneli Boks'ta, olimpiyat ve dünya şampiyonluklarını hangi koşullarda kazandılar...
Evet Cumhuriyet sayesinde nefes aldık, almaya da devam ediyoruz.
Anadolu'nun köyünde doğdular, belediye başkanı, milletvekili, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı oldular... Uğraşmamalılar Cumhuriyet'le...
Olimpiyatlarda, büyük şampiyonalarda rekorlar kırarak madalyalar aldılar...
Bayrağımızı göndere çektirdiler, milli marşımızı gür sesle söylememize olanak sağladılar...
Yaşasın Cumhuriyet... Sağlıklı ve esen kalın.