Tarih insanlık hafıza ise ben bu hafızanın merkezleri olarak müzeleri düşünürüm. Olaya bu açıdan baktığım zaman Antalya müzesinin çok geniş bir coğrafi hinterlanda dolaysıyla çok geniş bir tarih ve kültür hinterlandına da sahip olduğunu görüyorum.
Bu coğrafi hinterlandın içinde neler var diye baktığım zaman, LİKYA, PAMFİLYA VE PİSİDYA var. Biraz daha ayrıştırılırsa Likya’dan Patara, Olimpos, Ksantos var. Pamfilya’dan Perge, Aspendos, Side var. Pisidya’dan Termessos. Ariyassos ve Selge var. Ve daha başka pek çok antik kent var. Likya’dan başlayacak olursak Antalya Limanından başlayarak Antalya’nın batısındaki dağlık kesimlerin tepelerine ve sahillerine yerleşen kentlerin ülkesidir Likya. Güneşin ülkesi olarak da anılır. Antalya Limanından Köyceğiz Gölü yakınlarına dek devam eden Akdeniz sahili ve sahile yakın iç bölgeleri içine alır. Buradaki antik kentlerin en önemlileri Patara, Ksantos, Myra, Olimpos, Tlos, Pınara, Pasalis, Limra, Simena, Trebende, Rodopolis başta olmak üzere 70 kadar Likya yerleşiminden söz edilmektedir. İşte müzeyi yıkmakla Likya coğrafyasının en az on bin yılık yaşam izlerini ortadan kaldırıp depolara hapsettiniz.
Antalya’nın doğusundaki ovalık bölümlerinin tarihi adı ise Pamfilyadır. Perge, Silyon, Side, Aspendos başta olmak üzere burada da pek çok tarihi yerleşim bulunmakta olup, bu coğrafyanın da binlerce yıllık hafızası ortadan kaldırıldı.
Tarihi Pisidia bölgesinin büyük bir bölümü Antalya il hudutları içinde olup Antalya coğrafyasının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Termessos, Pednelissos, Ariyassos, Adada, Selge başta olmak üzere pek çok Pisidia antik kenti de Antalya sınırları içinde olup bunların simgesi olan bu kentlerin binlerce yıllık geçmişine ışık tutan eserler de süresi belirsiz bir zaman için depolara kaldırılmıştır.
İşte bu üç tarihi bölgeye ait yüzlerce antik kentin öz ve özeti Antalya Arkeoloji müzesindeydi. Antalya arkeoloji müzesi bu bölgelerin tarihi, kültürü ve sanatıyla yaşam tarzlarıyla ilgili bilgilerin toplandığı bir milyon kitaplı bir kütüphanenin anlatamayacağı kadar zengin bir bilgi ve kültür hazinesiydi.
Fakat sürekli bilimsel bilgi ve çağdaş eğitimden uzaklaşarak, süratle Ortadoğu’laşmya yoğunlaşan hükümetler için müzelerdeki bilgi hazinesinin hiçbir önemi olmadığı gibi belki zararlı görülüyor bile olabilir.