Doğayı Yok Saymanın Bedeli Su Baskınları Antalya’da yaşayanlar Fabrikalar Mahallesi’ni bilir.
Tarım, Güzelbağ, Zümrütova, Dutlubahçe, Yeşilova, Bahçelievler…
İlk etapta aklıma gelen bu mahallelerin tamamı, adlarını bölgenin tarihsel ve fiziksel özelliklerinden alır.
Yeşilbahçe ve Bahçelievler, yıllar önce imara açılarak tamamen betonla kaplandı. Bugün bu bölgelerde bir karış tarım toprağı kalmadı; hatta bazı alanlarda toprakla temas tamamen kesildi. Fabrikalar Mahallesi ise artık alışveriş merkezleriyle anılan bir bölge.
Oysa bu isim, Antalya ekonomisini ve üretim gücünü temsil eden üç önemli fabrikadan geliyordu: Yağ Sanayi, Dokuma ve Pil Fabrikası. Daha sonraki yıllarda Un Fabrikası’nı da eklersek, tarımsal üretime dayalı dört önemli tesis bu bölgeye adını verdi.
Üretimin güçlü olduğu dönemlerde kurulan bu mahalle, yıllar içinde bir tüketim merkezine evrildi. Eskiden üç vardiya çalışan, üretimin yapıldığı alanlarda bugün AVM’lerde tüketim yapılıyor.
Üreten ellerden tüketen ellere geçiş…
Bu tablo, ülkenin ekonomik evrimini gözler önüne sermiyor mu?
Benzer bir sorun birçok kentimizde yok mu?
Üretim alanlarından tüketim alanlarına dönüşürken neleri kaybettiğimizi hatırlayalım isterseniz.
Fabrikaların binalarının dışında kalan geniş alanlar ağaçlandırılırdı. Molalarda çalışanlar bu alanlarda dinlenirdi. En önemlisi, yağan yağmurlar toprağın su tutma kapasitesi sayesinde sele dönüşmezdi.
Son günlerde yaşadığımız su baskınlarına bir de bu açıdan bakalım mı?
Tarım alanlarını betona dönüştürmeyi “şehircilik” olarak algılamak kime yaradı, kime yarıyor?
Şehirlerin içinden geçen dere yataklarını kapatıp üzerine binalar yapmak hangi akılla açıklanabilir?
Önce doğayı katledip, sonra çözüm için milyarlarca lira harcamak; dar, bilimden uzak bir anlayışın sonucu değil midir?
Tarım alanlarında da durum çok farklı değil. Her metrekareyi değerlendirme hırsıyla dere yataklarına sera kurup, ardından su baskınları yaşandığında dert yanmak maalesef toplum olarak vazgeçilmez alışkanlığımız.
Kayıt altına alınmadan, fütursuzca ve plansızca yapılan binalar ve seralar; su baskınlarının birinci nedenleri arasında.
Antalya’daki Yedi Arıklar nerede, hatırlayan var mı?
Adı Yeşildere olan mahallede dereyi gören var mı?
Peki Kızılarık nerede?
Söyleyeyim: Bugün yol ve alt geçit var.
Her yağmurda suyla dolan alt geçitlerden biri.
Yakın gelecekte Tarım Mahallesi’nde, Zümrütova’da yaşanacak su baskınlarını konuşacağız. Tıpkı bugün Altıntaş’ta olduğu gibi.
İmar uygulaması yapılan alanlarda eski dere yataklarına dikkat edin.
Sera yapılan alanlarda dereleri kapatmayın; aksine genişletme planları yapın. Çünkü toprak kalmadığında yüzey akışları hem daha hızlı hem de daha yıkıcı olur.
Doğa unutmaz.
Biz unutsak da…