“-Merkez, bir cisim yaklaşıyor!..’
Özellikle uzayı ve UFO’ları konu eden çoğu post-apokaliptik film bu sözlerle başlar. Sonra bir telaş ve devlet başkanının da dahil olduğu bir koşuşturma, olaylar gelişir. Bizler macerayı keyifle izlerken bilinçaltımıza bazı endişeler yerleşir usulca…
Nükleer ya da afet, salgın hastalık gibi olağanüstü bir durum sonucu yok olmuş bir uygarlıktan sonra yaşanan döneme post-apokaliptik (post-apocaliptic) deniyor. Küresel yıkım sonrası yaşam mücadelesi de diyebiliriz.
Şimdi bu ‘motto’nun (slogan) tam zamanı.
Şu an bir cisim yaklaşıyor!..
Aslında bir yaşam yaklaşıyor. Çoğumuzun kendini yabancı hissedeceği yeni bir dünya yaşamı. Doğrudan çığ gibi üstümüze gelen bu yeni yaşamdan kaçma olanağımız yok.
Modern dönemin alışkanlıklarının ortadan kalktığını değer yargılarımızın, görünümümüzün ve hayat anlayışımızın değiştiğini fark etmeyenimiz yoktur. Geçmişteki alışkanlık ve değerlerimizin yerine yenilerini koyarken aynı zamanda günlük yaşamda kullandığımız aletler ve hatta sözcüklerimiz bile gözle görülür hızla değişiyor.
Emoji, Trol, Selfie, Caps, Token, Story, Chatbot, Coin, Fintech, Catfish, Blog, İnovasyon, Startup, Kriptopara, Blog, Youtuber, Metaverse, Fake, Like atmak, Hastag, E-İhracat, Sosyal Girişimcilik, Unicorn, Girişim Sermayesi, Kitle Fonlaması, Web 3.0, AI, Nesnelerin İnterneti, NFT, Blockchain, Tokenizasyon, Dijitalleşme…
Bütün bu sözcükler bizim nesile eziyet gibi gelebilir. Ama 30 yaş altı herkes bu sözcükleri biliyor ve kullanıyor. Z Kuşağının dilinde daha binlerce yeni kavram var.
Yollarda insanların hafif öne eğilmiş, iki eliyle sıkı sıkı tuttuğu telefona odaklanmış halde yürüdüklerine, neredeyse önlerini bile görmediklerine tanık oluyoruz. AVM’lerde iki yaşında bebeklerin ellerindeki telefonlara gözlerini diktiğini görüyoruz.
Akıllı televizyon, telefonlar, tabletler, bilgisayarlar, ortalıkta keyfince gezinen robot süpürgeler, kameralar, kumandalar ve internete bağlı ev aletleri her evin sıradan eşyaları oldu. Evi toplarken yan yana koyarsanız daha net göreceksiniz.
Peki, bütün bunlar ne anlama geliyor? İnsanlık nereye gidiyor?
Uzatmadan anlatayım. İnsanlık yeni bir eşik atlıyor. Dijitalleşme yoluyla başka bir boyuta geçiyoruz. Sosyal evrimimizin yeni bir evresindeyiz. Yeni dünyanın insanları bedenen zorlanacağı ve zamanının büyük kısmını kaplayan işler yapmak istemiyorlar. Daha kolay bir yaşam, daha kolay para kazanmak ve daha çok özgürlük istiyorlar.
Bu yüzden her şey, ama her şey dijitalleşecek. Zor işleri robotlar yapacak. İnsanlar daha kolay yaşayacaklar ve bunun için yeni teknolojiler ile yeni para sistemi yaygınlaşacak. Görmek için Kripto Endüstrisinin gelişimine, merkeziyetsiz-kriptolojik değer aracı olan Bitcoin ve Blockchain (Blok Zinciri) teknolojisine bakmanız yeterli.
Robotların işlerimizi elimizden alacağı, dünyayı ele geçirecekleri gibi anlamsız endişeleri bırakmalıyız. Robotlar beden gücü isteyen zor işleri ve beyni yoran algoritmik işleri kolaylıkla yapabiliyorlar.
Bırakın yapsınlar.
Bizler Matbaayı kaçırdık, Aydınlanma Dönemini kaçırdık, Sanayi Devrimini kaçırdık, teknoloji ve uzay araştırmalarında geride kaldık. Ama artık yarışa aynı çizgiden başlamak için bir şansımız var. Yarışa Endüstri 4.0 ya da Bilgi Çağı da denebilecek bir kapının önünde tüm toplumlarla eşit durumda başlayabiliriz. Bunu kaçırma lüksümüz yok. Çünkü bunu kaçıranlar muhtemelen taş devrine döner. Yakalayanlar ise süper insana dönüşme yolculuğuna başlar. Tercih bizim. Bütün dünya varlıkları dijital yeni dünyaya taşınmaya başladı.
Aklınıza gelen her şeyin tokenize edilerek dijitalleştiğini göreceğiz. Varlığınız, kimliğiniz, yaptığınız işler, paylaşımlarınız, çevreniz. Her şeyiniz değere dönüşecek ve ödeme alacaksınız.
Gözlemlerime ve araştırmalarıma göre yeni yaşamımızın öncü sektörleri
Finans, Teknoloji, Yeni Medya olacaktır. Çünkü bu üç alan tüm sektörleri destekleyecek ve işlerini kolaylaştıracak potansiyele sahiptirler.
Şimdi başlarsak eşit şartlardayız. Seferberlik ruhuyla gençlerimize iyi yabancı dil ve yeni teknolojileri öğretelim. İş dünyamızı doğru başlıklara yönlendirip destekleyelim. Böylece başarabiliriz.
Bir şansımız daha var. Sağlıcakla…