Sabah gözümüzü açar açmaz akıllı telefonlara saldırır olduk. Her yaş grubu telefonsuz, internetsiz yaşayamaz oldu.

Sosyal medya vazgeçilmezimiz, kaydırma en büyük eğlencemiz durumunda.

İyi de tehlikenin farkında mıyız acaba?

Araştırmalar şunu gösteriyor ki sürekli ekran uyarımı hipokampus aktivitesini azaltıyor. Dikkat süresinin kısaltıyor, çalışma belleğini zayıflatıyor.

Beyin, kullanılmayan devreleri “enerji tasarrufu” için buduyor. Artık bizim düşünmemize gerek kalmadan dijital ortam bunu yapıyor.

Navigasyonla gideceğimiz yere hiç düşünmeden, yön bulmaya çabalamadan otomatik talimatla gidiyoruz. Yapacağımız yemeğin ölçülerini hatırlamaya gerek yok, görsel ve işitsel talimatlar önümüzde. Bire bir fiziksel iletişime hiç mi hiç ihtiyacımız kalmadı yapay zekâlar gençlerin arkadaşı oldu. Teknoloji yani makinalar diyor ki sen düşünme, senin yerine ben düşünürüm, sana hazır sunarım çaba gösterme, akıl yürütme beynin nöronlarını kaybetsin bize muhtaç ol.

Biz biliyoruz ki beyin düşündükçe, yeni bilgiler edinip, problem çözmek zorunda kaldıkça gelişir. Yoksa küçülmeye başlar. Bunu ben demiyorum bilim söylüyor.

MRI ve nöro görüntüleme çalışmalarında son yıllarda yoğun dijital maruziyetin (özellikle akıllı telefon ve sosyal medya kullanımı) beyin işlevleri üzerinde ölçülebilir etkiler yarattığına dair bulgular ortaya çıktı.

hafıza + karar verme + derin düşünme becerilerinde ölçülebilir düşüşle ilişkili olduğu görülüyor.

Kiminle konuşursanız artık daha çabuk unuttuğunu, günlük işlerde bile aksamalar olduğunu söylüyor. Öyle ya önceden herkesin olmasa da birinci derece yakınlarımızın telefon numaralarını ezbere bilirdik. İnsanları ad soyadlarıyla hafızamızda tutardık. Adresleri anımsar, gittiğimiz yeri unutmazdık. Hafızalarımız bilgiyi uzun süre güncel tutardı. Şimdi bizim yerimize hepsini telefonlarımız, tabletlerimiz yapıyor.

Bilim adamlarının yaptığı araştırmalarda, sürekli çevrimiçi olma, kısa süreli hafızada zayıflama ve bilgiyi uzun süreli belleğe aktarmada güçlükle ilişkilendiriliyor. Bunun nedeni, dikkat dağınıklığı ve sürekli uyarıcıya maruz kalma olarak belirtiliyor. MRI çalışmalarında, yoğun dijital kullanımın prefrontal korteks aktivitesini değiştirdiği, bunun da karar verme süreçlerinde daha yüzeysel ve hızlı ama daha az derin düşünmeye yol açtığı görülüyor. Ve sürekli bildirim ve kısa içerik tüketimi, beynin “default mode network” adı verilen derin düşünme ve içsel odaklanma ağını daha az etkin hale getiriyor.

En acısı da bu sadece “yaşlılarda” değil. Günümüzde en riskli grup: 20–35 yaş arası, sürekli çevrimiçi olanlar. Sorun teknolojide değil, sorun beynin sürekli pasif alıcı modunda kalması.

Scroll → Dopamin → Kısa haz → Unut → Repeat… Zincirini anlatmak isterim. Bu kısa zincir aslında beynin ödül sistemini anlatıyor.

Scroll yani kaydırma; Sosyal medyada veya dijital içerikte sürekli aşağı kaydırma davranışı olduğunu biliyorsunuz. Yeni alışkanlığımız.

Her yeni içerik, beynin ödül merkezinde dopamin salgılanmasına yol açıyor. Bu, “merak” ve “beklenmedik küçük ödüller” ile tetikleniyor.

Ardından kısa haz dönemi yaşanıyor. Dopamin salınımı kısa süreli bir keyif ve tatmin hissi yaratıyor. Ancak bu haz çok hızlı geçiyor.

Hemen sonrasında unutuyoruz. İçerik yüzeysel olduğu için hafızada kalıcı olmuyor. Beyin derin işlem yapmadan bir sonraki uyaranı arıyor. Ve döngü tekrar ediyor; kişi farkında olmadan sürekli kaydırmaya devam ediyor.

Bu döngü, beynin anlık ödül arayışı ile derin düşünme ve uzun vadeli odaklanma arasında bir çatışma yaratıyor. Sürekli tekrarlandığında, dikkat süresi kısalıyor, hafıza zayıflıyor ve karar verme daha yüzeysel hale geliyor.

Yani bu zincir, modern dijital alışkanlıkların beynimizi nasıl kısa vadeli hazlara bağımlı hale getirdiğini ve uzun vadeli düşünme kapasitemizi nasıl zayıflattığını özetliyor. Dijital demans kapımızı çalıyor.

Fark etmeden unutuyoruz, hem de yavaş yavaş değil, son hızla…

Biz emperyalist bir dünyada değil, artık dijital emperyalizmin kuşatması altındayız. Gelecek neslin sağlıklı yetişmesi için, daha dikkatli olması, bu bağımlılıktan, kısa haz tutkusundan kurtulması gerekiyor. Bu nedenle özellikle genç yetişkinlerin dijital kullanımını dengelemesi, “dijital detoks” uygulamaları yapması ve odaklanmayı güçlendiren aktiviteler (spor, kitap okuma, doğa ile temas) ile beyin sağlığını desteklemesi öneriliyor.