Merhaba, Hayatımızın her alanında en kıymetlimiz olan su! Yemekten içmeye, yıkanmaktan temizliğe uzanan ihtiyaç listemizin en başında gelen ve günümüzde en çok iklim değişikliği yüzünden azalan su! Artan insan nüfusu, suyun buharlaşması derken petrolden sonra su savaşlarına evrilen dünyanın en büyük sıkıntısı, su!

Aslına bakarsanız dengelenmiş bir dünyada her şey kolaylıkla ilerleyebilecekken, dengesini kaybettiği için yok olmaya yüz tutan dünya değerlerinin en önemlisi su, azalma ve hatta yok olma noktasında!

Tarih boyunca medeniyetlerin doğuşu, yerleşik hayata geçiş, tarımsal üretim, ticaret ve kültürel gelişim için en temel belirleyici unsur olan su, nehir kenarlarında kurulmuş Mezopotamya, Mısır gibi ilk uygarlıkların, varlığını sürdürmesi ve zenginleşmesi için hayati önem taşımıştır. Tarihin ilkleri, suyun kontrolünü yaparak devletlerinin daha uzun sürmesini sağlamışlar…

Evrensel çözücü olarak bilinen su, polar yapılı, renksiz, kokusuz ve tatsız olup, yaşam için temel bir bileşiktir. Su molekülleri polar yapıda olduğu için oksijen tarafı negatif, hidrojen tarafı pozitif yüklüdür, bu da diğer maddeleri çözmesini sağlar. Yüksek özgül ısıya sahip olduğundan geç ısınır ve geç soğur, bu da dünya'daki iklim dengesini korur. Biz canlılar ve doğa için hayati önem taşır. Terleme yolu ile vücut ısımızı dengelerken, besinlerin sindirilmesine, toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Fotosentezde baş rol suya aitken, ekosistemlerde yaşam alanlarının sıcaklığını dengeler.

Yaşamın vazgeçilmez temeli olan su, kimyada H2O olarak bilinen bir formül olup, 0 derecede donup, 100 derecede kaynama özelliğine sahiptir.

Günlük koşturmacalarımız arasında hep kullandığımız, ama çoğu zaman önemsiz bir detaymış gibi davranılan su olmasa, hayat olmaz kısacası. Arabalarınızı saatlerce yıkarken kullandığınız temiz su aslında geleceğinizden çaldığınız önemli bir değer. Sadece araba mı? Halı, kilim, balkon, her gün yeniden yapılan temizlik ve tuvaletlerde çekilen sifonlar! Yüz yıkanırken, diş fırçalarken boşuna akan su…

Aslında içindeki her şeyle bir bütün olan dünyamızda, bir değer kaybolduğunda ya da biraz eksildiğinde tüm dengelerin bozulduğunu bize çocukken öğrettiler. Şimdilerde ise eğitimsizliğin tavan yaptığı dönemlerde, suyun önemini bile bilmeyen kişiler dünyaya getirdikleri çocuklarını da tıpkı kendileri gibi duyarsız büyütüyorlar. Büyükler çocuklara ağaç varsa yağmur var, su varsa hayat var düşüncesini gençken aşılamalı ve kendileri yaşam şekilleri ile çocuklarına örnek olmalıdır.

Günümüzde dünya nüfusunun giderek hızla artması, içme suyu, tarımsal sulama ve endüstriyel üretim için gereken su miktarını artırarak arz-talep dengesini bozduğundan küresel ısınma su döngüsünün hareketini değiştirerek, kuraklığa neden olmakta ve temiz su kaynaklarımız azalmakta.

Saçma sapan savaşlar, dünya nüfusu, sanayileşme ile bozulan dengeler yüzünden su savaşlarının kapıda olduğu bir dönemdeyiz. Dünyanın bir ucundan başka bir ülkenin değerli toprak elementlerine çökmeye gelen kötücül zihniyet, kendi yaşamının devam etmesi için neler yapmaz değil mi? Petrol için savaşlar çıkaran silah anlamında güçlü devletler, eğer akıllarını başlarına almazlarsa, günü geldiğinde doğa ananın aklına yenik düşecekler. Çünkü topluca yok olacaklar su yüzünden!

İklim ve coğrafi değişimin, ekonomik ve sosyal çöküşle final yapacağı susuz bir dünyada, aslında hiçbir şey için hala geç sayılmaz. Önce devletler yasalarla nüfus sayısını ayarlayacak, ardından yeşil alanlara kimse dokunmayacak. Doğa kendi içsel döngüsünde dünyayı korurken, fabrikalar azalacak. Ve derken dünya yeni doğmuş bir çocuk gibi nefes alacak. Fakat dünyadaki aç gözlülük ve hırs yüzünden yaşadığımız gezegen içindekilerle beraber uçuruma doğru sürükleniyor. Sanki bir sıfırlanma gerekliliği gibi.

Suyumuza, aklımıza ve geleceğimize sahip çıkalım lütfen…

Her değişime ayak uyduran doğanın bilgeliği ve Sanatın ışığında yeniden görüşene dek sağlıkla ve sevgiyle…