Merhaba, Bilginin havada uçuştuğu, daha dün yediğimizi hatırlamadığımız zamanlarda olduğumuzdan her şeyi yeni bulunmuş gibi heyecanla, çocuk gibi karşılıyoruz.
Amerikan başkanının eşi robotla sahneye çıkınca, sanki uzaylılar dünyaya inmiş gibi şaşkınlıkla izleyenlerin mimiklerini izlemek, ayrı bir keyifti benim için… Robot sözcüğü ilk kez Çek yazar Karel Čapek'in 1920 yılında yazdığı ve 1921'de yayımlanan "R.U.R. - Rossum's Universal Robots" / Rossom’un Evrensel Robotları adlı tiyatro oyununda kullanılmış. Sözcük çekce “zorunlu çalışma“ / “angarya“ anlamına gelen robota kökünden türetilmiş. Oyunun yazarı Karel Čapek'in kardeşi, Josef Čapek tarafından önerilen sözcük 1920’lerden kendi sözcüksel evrimini, makineleşerek insanlığa göstermeye başlamış.
Sanki yakın yüzyılda bulunmuş gibi insanlığı heyecanlandıran robot teknolojisinde, ilk adımları M.Ö. 300 yıllarında Yunan Matematikçi Archytas atmıştır. Buharla çalışan bir güvercin yaptığı belirtilen Archytas’ın ardından, robotik alanda bilinen en eski kayıt ise Cezeri’ye ait. Yani yine her şeyin başladığı yer Mezopotamya’ya dayanıyor robot biliminin ilk adımları.
Günümüzde birçok farklı alanda kullanılan robotların atası El Cezeri, Artuklu döneminde yaşamış ve Sibernetik biliminin babası olarak kabul ediliyor. 1200’lü yılların başında tasarlanan ilk robotlar Artuklu sarayında su ve dişli çarklarla çalışan otomatlar şeklinde, El Cezeri tarafından yapılmış. Hatta El Cezeri abdest aldıran insansı makineler ve müzik çalan robotlar tasarlamış. Düşünebiliyor musunuz? Günümüzden 800 yıl önce bugünle aynı ilerlemeyi kaydetmeyi planlayan insanoğlu! Aslında Orta doğu adı verilen coğrafyaya bütün kıtalardan yapılan baskı, savaş ve din çatısı altında gerçekleştirilen kötülük, bir cahilleştirme, daha ileriye gidememe durumuna getirmek gibi sanki. Tarihten bugüne insanlığın adımlarının atıldığı topraklarda, bilim susturulunca yerini alan cehalet sayesinde daha kolay hedef haline gelindiği ise apaçık ortada.
Antik Yunan’dan Artuklu Sarayına uzanan robotik yolculuk, modern anlamda programlanabilir şekline 1950’li yıllarda evrilmiş ve günümüzde içinde yaşadığımız şekli almıştır. Yazarken bir paragrafı geçmeyen, geçmişin makineleşme adımları aslında M.Ö. 300 yılından bugüne inanılmaz aşamalar atlatmış ve sayfalara sığamayacak kadar uzun bir matematiksel çalışma.
Haberleşme, kontrol ve denge kurma bilimi olan Sibernetiğin Kurucusu olarak kabul edilen El Cezeri’den sonra, 1939 yılında ilk insansı robot New York Dünya Fuarı’nda insanlığın karşısına çıkarılmış. Westinghouse Electric Corporation tarafından geliştirilen ilk robotun adı ise ELEKTRO.
Elektro yaklaşık iki metre boyunda, yaklaşık 120 kg ağırlığındaydı ve 26 farklı hareket yapabiliyordu. Yetenekleri arasında /fonografa kaydedilmiş 700 sözcüklük bir kelime dağarcığıyla/ konuşabiliyor, yürüyebiliyor, başını ve kollarını hareket ettirebiliyor, sigara içebiliyor ve balon şişirebiliyordu.
Elektro, Büyük Buhran ve İkinci Dünya Savaşı'nın gölgesinde geçen bir dönemde teknolojik ilerlemenin sembolü haline geldi. Başarısının ardından Elektro'ya, komutlara uyabilen ve temel hareketleri gerçekleştirebilen robot bir köpek olan Sparko katıldı. Bu robot ikili, 1960'ların sonlarına kadar popüler bir ilgi odağı olmaya devam etti.
Elektro'nun yaratılmasından bu yana, robotik önemli ölçüde ilerleme kaydetti . 1956'da George Devol ve Joseph Engelberger, ilk robotik şirketi olan Unimation'ı kurdu. Unimate adı verilen ilk endüstriyel robot, 1961'de General Motors'un montaj hattına kuruldu ve imalatta robotik çağını başlattı. Zaten sonrasını çoğumuz biliyor!
İnsanın hayatını kolaylaştırmak için üretilen bu robotlarda son durum, benim açımdan korkunç boyutlarda. Çamaşırı saatlerce elde yıkamaya çalışan insanın düğmeye basarken elinin yorulduğu zamanlardayız. Jetgiller çizgi filminde olduğu gibi yatarken izlediğimiz sporun düşünce yapımızdaki bozulmalar yüzünden gerçekten bedenimizi yorduğu zamanlarda…
Robotlar ve yapay zekanın hayatımıza kolaylık sağladığı gerçekliği bir yana, hayatımızdan çok şey çaldığı ise bir yana. İnsanın korkunç rakamlarda çoğaldığı yüzyılımızda, robotlar insan iş gücünü ele alarak önce işsizliği, ardından tembelliği ve günümüzde siber suçları tetikliyor bana göre. Dünyanın bir ucunda arkadaşlık adı altında robotla yazışıyor ve hatta evleniyor insan artık günümüzde. Teknoloji doğru kullanıldığında insanlığa hizmet ederken, yanlış kullanımında ise tüm dünyaya zarar veriyor. Tıpkı yazımın başında bahsettiğim Amerika’nın teknolojik aletlerini, makinelerini insanlara zarar vermek için kullanması gibi. Tüm oyuncaklarını dünyanın bir ucundan, onu hiç ilgilendirmeyen bir coğrafyaya göndermesi gibi…
Tarihin birçok noktası bu sütunu nasıl taşımışlar denen uygarlıklarla dolu. Ve tarihin akışını değiştiren hala çözülemeyen gerçekliğiyle bizim topraklarımızda bulunan, Göbeklitepe! Kim bilir yıllar sonra robot sözcüğü tarihin en derinlerinden, yeniden çıkacak ve her şeyi yeni bulduğunu sanan 21. Yüzyıl şaşkınlarına ders verecek tarih…
Her değişime ayak uyduran doğanın bilgeliği ve Sanatın ışığında yeniden görüşene dek sağlıkla ve sevgiyle…
/ Angarya, TDK'ye göre bir kimseye veya topluluğa zorla ve ücretsiz yaptırılan iş (yüklenti) anlamına gelir. Kişinin görevi olmadığı halde iradesi dışında yüklenen, genellikle usandırıcı ve zahmetli işleri ifade eder. Anayasamıza göre angarya yasaktır ve genellikle iş hayatında veya mecazi olarak "sevimsiz uğraş" anlamında kullanılır. /