3 Temmuz şike sürecinden önce şu fikirdeydim: İstisnalar olmakla birlikte, mazisi 15-20 yıla dayanan her kulüp, futbolcu, hakem, antrenör, yönetici veya profesyonel kulüp çalışanı, doğrudan veya dolaylı şekilde mutlaka şike ve hatır maçına imza atmış, şahit olmuştur. Hatta sonucu bağlanmış bazı maçları canlı izlediğim de oldu.
Ancak komplo olduğu açıklanan 3 Temmuz sürecinden sonra bu olaylar artık çok fazla olmuyor. En azından aleni olarak yapılmıyor ve yapanlar gururla anlatamıyor.
Şimdi henüz şike sürecine girilmese de bahis operasyonları gündemden düşmüyor. Hakemler, futbolcular, teknik adamlar, yöneticiler ve futbola yön veren diğer isimler tek tek sorgulanıyor. Hakemler ve futbolcular isim isim açıklandı. Sıra yöneticiler, teknik adamlar, gözlemciler ve kulüp çalışanlarında.
Ancak bir operasyonu yaparken, tüm delilleri toplar, delilleri ortaya koyar ve tüm doneleri topladıktan sonra operasyona başlarsınız. Daha mantıklı bir iş yapmak istiyorsanız, bu işi devre arasında veya sezon bittikten sonra yaparsınız, olayda suçu günahı olmayan camialar, taraftarlar ve dev futbol ekonomisi bu kadar etkilenmez. Futbol Federasyonu bu işe en sonundan başladı ve baltayı taşa vurdu.
Günümüzde kimlik bilgilerinin ve soyağaçlarının çalınıp dağıtıldığını herkes konuşuyor. Böyle bir ortamda, ortaya somut delil koyamadan, belgeleyemeden hakem ve oyuncu isimlerini açıklamak için bu kadar acele etmek zamanlama hatası gibi görünüyor. İsimleri açıklanan 1 hakem ve 2 futbolcu için geri adım atılması da bunu gösteriyor.
Suçlu tabii ki cezasını çeksin ancak masum veya suçu henüz kanıtlanamamış insanların haysiyetiyle, onuruyla oynamak bu kadar kolay olmamalı.
Futbolcuların ve hakemlerin kimlikleri çalınarak bahis oynanabileceği hesaplanamadı. Ünlü bir hakem ve ünlü 2 futbolcunun sesi çok çıktığı için tedbirleri kaldırıldı. 1000’in üzerinde olan ve sesleri çok çıkmayan diğer oyuncular ve yüzlerce hakemin durumu henüz belli değil.
Bu oyuncular ve hakemler aklansa bile bundan sonra bahis ve şike damgası ile yaşayacak.
Kafanıza göre herkesi bahisçi ve şikeci ilan edemezsiniz.
Alanyaspor, 3’ü doğrudan 11’de oynayan 4 futbolcuyla listede. Antalyaspor ise babasının hatırına kadroya alınan ve maç başı prim alması için son dakikalarda sahaya sürülen bir oyuncuyla listede bulunuyor. Bu işten hiç etkilenmeyecek takımlardan birisi Antalyaspor. Ancak Alanyaspor, Tahkim Kurulu aynen onarsa özellikle 9 ay ceza alan Yusuf Özdemir’in yokluğunda ciddi yara alacak.
Alt liglerde 17-18 oyuncusu listede olan takımlar var. Liglerin 2 hafta ertelenmesi çözüm olmayacak. Çünkü bazı takımlar, 2 hafta sonra da sahaya sürecek 11 bulmakta zorlanacak.
Bahis ile adı anılan yöneticiler henüz açıklanmadı. Alanyaspor’u çok bilmem ancak Antalyaspor’da adı bahisle anılan yönetici sayısı 1 elin parmaklarını geçmeyecek gibi duruyor.
Hangi takımın nasıl etkileneceğini bir kenara bırakırsak, Türk futbolunda böyle bir operasyon geç bile kaldı. Ancak başlatılan operasyonun ilk aşamasında yanlış adımlar atıldı. Kaos ortamının hakem olduğu Türk futbolundaki bu sürecin nasıl sonuçlanacağını sanırım operasyonu başlatanlar bile bilmiyor.
Antalya aylarca hatta yıllarca hafriyat operasyonunu beklemişti. Süreç devam ediyor ve iddianame bile hazır değil. Ancak şu anda operasyonun bittiği ve milyarları bulan miktardaki yolsuzluğun üzerinin kapatıldığı algısına hakim. Umarım bahis operasyonun sonu hafriyat operasyonuna dönmez ve sonuna kadar gidilir.
Bahis oynayan, şike yapan, yolsuzluk yapan kim, hangi takım veya camia olursa olsun sonuna kadar gidilmeli, suçu sabit olanlar cezasını çekmeli ve bir daha bu ülkede hiçbir futbolcu, hakem, antrenör, yönetici bu işlere bulaşmamalı.
Yeri gelmişken, şuana kadar kamuoyunun beklentilerine karşılık vermeyen hafriyat yolsuzluğunun da sonuna kadar üzerine gidilmeli, kamu kaynağı olan paraları kim aldıysa bedelini en ağır şekilde ödemeli. Bu gerçekleşmezse, Antalyaspor’un adını kullanarak kamu kaynaklarını cebe atanlar ödüllendirilmiş olacak.