Çoğumuzun hiçbir zaman iyileşmeyen yaralarımız vardır. Üstü kapanır, kabuk bağlar ya da iyileşmiş gibi görünür. Ama o yara oluşurken ruhumuzda bıraktığı derin izler, travmalar asla iyileşmez.

İyileşmesi için o yarayı aldığımız zaman yaşadığımız derin üzüntünün ve haksızlığa uğramışlık duygusunun ortadan kalkması ve unutulması gerekir. Bu, çoğu zaman olanak dışıdır. Benzer bir duygu durumuna geldiğinizde o yara kaşınmaya, acımaya ve görünür olmaya başlar. Bir döngü halinde yaşamımız boyunca sürer gider.
Toplumların da benzer yaraları vardır, iyileşmeyen. Sürekli tekrarlanır. Kime denk gelirse onu yıpratır. Aslında çözümü basittir. Ama bir türlü çözülmez. Ve toplum yavaş yavaş kanarken, birey acı çeker. Nedenini de bilmeden. Bunların çözülmesi için çaba göstersek de bazen işe yaramaz. Belki de birilerinin işine yarıyordur, çözümü basit de olsa çözülmemesi.
Anlatırsınız, söylersiniz, bildirirsiniz, başvurursunuz ve hiçbir şey yapılmaz. O zaman tek çare kalıyor. Sitem etmek. Geldiği gibi…
Çocukları donanımlı ve özgüvenli yetiştirmek yerine çocuk psikologların sayısını artırıyorsunuz.
İnsanlara doğru ve sağlıklı iletişimi öğreteceğinize boks ringleri kuruyorsunuz.
Her mahallede parklarda egzersiz alanları yapacağınıza ve toplu egzersiz programları uygulayacağınıza bol bol hastaneler yapıyorsunuz.
İnsanları adaletli bir ortamda zengin ve mutlu yaşatacağınıza bol bol hapishaneler yapıyorsunuz.
İnsanların barış içinde yaşayabilmesi için alanlar açacağınıza daha çok kutuplaşma yaratıyorsunuz.
İnsanlara sağlıklı sosyalleşme alanları yaratacağınıza psikologları ve psikiyatristleri artırıyorsunuz.
Anaokulunda bir haftada tüm çocuklara yüzme öğreteceğinize sahillerde kısıtlamaları ve cankurtaranları artırıyorsunuz.
Liselerde gençlere bir ayda araba kullanmayı ve sorumlu sürücü olmayı öğreteceğinize trafik cezalarını artırıyorsunuz.
Kent merkezlerinde çok katlı otoparklar yapacağınıza yol kenarlarından otopark ücreti alıyorsunuz.
Evlenmeden önce gençlere birkaç hafta evlilik ve çocuk yetiştirme eğitimi vereceğinize hiç durmadan yuva açıyorsunuz.
Köylere veteriner ve ziraat mühendisi göndereceğinize bol bol haciz gönderiyorsunuz.
Her şeyi adil paylaştıracağınıza hepimizin ürettiği değeri yakınlarınıza dağıtıyorsunuz.
İşleri ehline vereceğinize yanan, yıkılan, patlayan yerlere yetişmeye çalışıyorsunuz.
Burada okuduklarınız ve bunlara benzer durumlar, toplumun iyileşmeyen yaralarıdır ve müdahale edilmediği sürece kanamaya devam edeceklerdir. Umarım yetkili ve sorumlular tarafından sağlıklı bir bakış açısıyla ele alınıp çözülürler. Sağlıcakla…