Son zamanlarda neredeyse hiç televizyon izleyemiyorum. Oysa eskiden televizyon izlemeyi çok severdim. Bugünlerde bunun için bol zamanım var. Kahvemi alıp iştahla televizyon karşısına oturuyorum, kanallarda iyi bir şey bulup izleyeyim, kafamı dağıtayım diyorum ama nedense biraz sonra televizyon orada kendi kendine bir şeyler gösterirken ben kalkıp ya balkona çıkmışım, ya bilgisayarın başına geçmişim ya da dışarıya çıkmışım. Farkında bile değilim.

Nedenini anlamak için deneysel bir yol buldum. Günün herhangi bir saatinde televizyonun karşısına geçip tüm kanalları sırayla tarayıp ekranda gördüğümü not alacaktım. İyi bir program bulunca duracaktım. Bunu üç farklı zamanda tekrarladım ve her biri yaklaşık bir saat sürdü.

Tarihlerini rastgele seçtiğim tarama çalışmalarının ilki aralık ayında sabah 10.00 sıraları, ikincisi aralık ayında akşam 23.00 sıraları ve üçüncüsü ocak ayında akşama doğru 16.00 sıraları yapıldı. Yaklaşık saatler bunlar. Devlet televizyonları, haber kanalları, eğlence kanalları da dahil 30’a yakın televizyon kanalını taradım.

İnanır mısınız, üç denemenin üçünde de izlemeye değer bir program bulamadım ve kapattım. İçeriklerden bahsedince ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Her satır bir kanalı ve not alana kadar görünen sahneyi ifade ediyor.

İlk Tarama:

* Sakallı biri direksiyon başında. Telefonda bir kadına yasadışı talimatlar veriyor.

* Hakan Ural, ekranda şiddet görüntülerini yorumluyor.

* Müge Anlı ve cinayet itirafları.

* Komedi dizisi, adam teknede karşısındakinin yüzüne defalarca tükürüyor. İkisi de sakallı.

* Songül Karlı ekranda, arabesk şarkı eşliğinde ağlayan kadın ve erkekler.

* Mustafa Karataş kapalı bir kadınla program sunuyor. Ortadaki soru: Bu dünyada yaptıklarından dolayı yaşı küçük olduğu için cezalandırılmayan çocuklar ahirette cezalandırılacak mı?

* Magazin: Bir şarkıcı Çukur (mafya dizisi) dövmesi yaptırmış. İki kadın bir erkek evire çevire bundan bahsediyorlar.

* Magazin: Güzide Duran’ın hayal kırıklığı, çocukları onunla görüşmek istememiş, çok üzülmüş.

* Sadettin Saran istifa mı edecek?

* Batman’da tek katlı ev yandı. Sivas Zara’da köy evi yandı. Osmaniye’de ev yandı.

* Rusya’da Tuğgeneral bomba ile öldürüldü.

* Ünlülere uyuşturucu operasyonu.

* Güney Kıbrıs lideri Kanlı Noel’i kahramanlık olarak niteledi.

* Kütüphane adlı gece kulübünün sahibi gözaltında.

* DEM’liler ekranda konuşma yapıyor.

* İsrail-Güney Kıbrıs-Yunanistan yönetimleri İsrail’de toplanıp Türklerin Mavi Vatan projesine karşı işbirliği yapacak.

* Gençlerde uyuşturucu kullanımı başlıklı konuşmalar.

* Yabancı film, İngilizce, üzgün adamlar konuşuyor.

* Soruşturmanın gizliliği konusu konuşuluyor. Fatih Atik, Fuat Uğur, Cem Küçük, Şamil Tayyar konuşuyor.

* 2026 maaş zammı beklentileri konuşuluyor.

* Spor programı, bazı futbolcuların 25-30-50 milyon paralar aldıklarından bahsediliyor.

* Narkotik-Devlet-Siyaset, açık oturum.

* Suriye’nin geleceği konuşuluyor. Suriye’yi övüyorlar.

* Mafya kılıklı aile gergin gergin konuşuyor. Anne dahil. Sert ifadeler.

* İlker Ayrık, karamsarlardan ayrışmış, eğlenceli bir program sunuyor.

* Ölüme terk edilen asker ve bırakıp giden komutanı ağlıyorlar.

İkinci Tarama:

* Ağlayan adam.

* Telefonda bağrışan ve trip atan adam ve kadın.

* Kemal Sunal, Gerzek Şaban filminde Yadigar’ı tokatlıyor.

* Gözleri yaşlı anne baba.

* Birbirine yalvaran ve tehdit eden kadınlar.

* Ölen çocuğun başında ağlayan adamlar.

* Yurt dışından terörist getirmişler, onu gösteriyorlar.

* Kuyumcu katilleri ceza aldı. Uyuşturucu operasyonu; mali müşavirler operasyonla gözaltına alındılar.

* Rus general suikast sonucu hayatını kaybetti.

* Analiz sentez: İki kadın bir erkek terörsüz Türkiye’yi konuşuyor.

* Dolandırıcı, çeteci, göçmen kaçakçılarına operasyonda 67 kişi yakalanmış.

* Uyuşturucu soruşturmasına üç gözaltı. Gazeteci, sanatçı…

* Fidan: “Suriye’de istikrar bizim için önemli.” Beraberinde para piyasaları.

* DEM heyeti Adalet Bakanını ziyaret etmiş; altta yangın haberleri geçiyor.

* Sakallı biri konuşuyor, laikliğe saldırıyor. Arka planda gazete manşetleri görülüyor: “Hainler”, “Allah’ım İsrail’i kahreyle”, “Fetöcü darbeye milli irade tokadı.”

* Üçlü ittifak Türkiye’ye tehdit mi? Yunanistan-Kıbrıs Rum Kesimi-İsrail yakınlaşması.

* Asgari ücret ne kadar olacak? konusu işleniyor.

* Güzel bakımlı zengin kadınlar ve güzel büyük evler.

Üçüncü Tarama:

* Arka Sokaklar; uzun soluklu başarılı bir dizi. Tabii ki konusu biraz dram, biraz trajedi içeriyor.

* Yine cinayetler, birbirinin kocasını ya da karısını kaçırmalar.

* Birinin sır ölümü.

* Doktor dizisi reklamı: Gergin tipler görünüyor, ağlayanlar. Araya “Hayırlı Cumalar” mesaj görüntüsü.

* Komedi dizisi: İlk bir iki sahnede erkek kurnazlığı, kadın tripleri, üstenci erkek bakışı, entrika.

* Ünlülere uyuşturucu operasyonu.

* Limanda 298 kg kokain yakalanmış.

* Bir yerde 300’ün üstünde silah yakalanmış.

* Kalaşnikoflarla taranıp öldürülen birinin haberi. 40 mermi sıkılmış.

* Ehliyet sınavları kamerayla kayıt altına alınacakmış.

* Yemekteyiz. Herkes gergin, eleştiriler sert, tripler.

* Kavgadan çıkmış bir adam. Yüzü gözü yara bere içinde.

* Kurtlar Vadisi; araçtan inen keskin bakışlı silahlı adamlara bombalı tuzak. Havaya uçuyorlar.

* Amerika-Danimarka-Grönland gerginliği.

* “Trump ABD topraklarını genişleterek tarihe geçmek istiyor.” haberi.

* Çok fazla kar yağan bir yerde yaşanan zorluklar, zor hayatlar.

* Rusya-Ukrayna gerginliği.

Bu böyle sürüp gitti. Bir iki eğlence programı ve eski Türk filmi dışında her kanal; sakallı sert bakışlı adamlar, ağlayan kadınlar, entrikalar, silahlar, tehditler, yurt içi ve yurt dışından ölüm, suikast, savaş haberleri, ahlaksızlıklar, gizemli işlerle dolu.

Diziler bildiğiniz gibi.

Kavga sahneleri, silahlı saldırı ya da bombalı saldırılar bu kadar çok olunca mekan algımız da değişiyor. Bir sahne çatışmada, diğer sahne hastanede ya da karakolda geçiyor. Bazen araya okul ya da malikane de giriyor. Halen zenginlik ve yoksulluk işleniyor. Yakın çekimlerle duygular güçlendirilmeye çalışılıyor. Hep aynı duygulara hitap ediliyor: Sert bakış, intikam kararı mimikleri, ağlamak, acı çekmek, korkmak, bağırmak.

Tarihi anlattığı iddia edilen diziler ne yazık ki facia. Tarihsel kişilikler mafya çakalları karakterinde gösterilebiliyor. Tarihte hiç olmamış olaylar uyduruluyor. Olmuş olaylar değiştirilerek farklı yansıtılabiliyor. Gerçek tarihi karakterler üzerinden açıkça yalan ve yanlış bilgiler verilebiliyor. Dizide bugünkü siyasi atmosfere göndermeler yapılarak muktedirlere yaltaklanılmaya çalışılabiliyor.

Sabah kuşağı ve öğleden sonrası “kadın programı” denilen birkaç program var. Bir ikisinin formatını ve sorumlu davranmaya çalışmalarını takdir etmekle beraber, konuklar ve olayların sarsıcılığı gerçekten aşındırıcı boyutta. Hem bir ayna gibi kendi toplumumuzun bir yüzünü görüyoruz hem de duygusal olarak yıpranıyoruz.

Haber kanalları da her an bir suç, hırsızlık, yolsuzluk, haksızlık haberi veriyor. Dolandırıcılıkların, uyuşturucu kullanımının, insan kaçakçılığının artması bunlara yol açıyor. Her an savaş, çatışma, terörizm, yolsuzluk, arsızlık haberleri gözümüzün önünde.

Ciddiyetsiz ve bilgisiz sözde uzmanlar, troller ekranları işgal etmiş, yalan yanlış konuşuyorlar. Hiç mi yetkin doğru düzgün insan kalmadı ülkede?

Sadece haber kanalı izleyen biri bile ruhsal olarak yıpranabilir.

Geçen hafta önüme iki tane video düştü.

Biri Hollanda’da yaşayan bir Türk’ün olaysız, sessiz, düzenli, varlıklı bir hayat yaşamaktan sıkıldığını ifade ediyordu. Daha önce de dünyanın çeşitli yerlerinden benzer paylaşımlar yapılmıştı. Diğeri ise Türkiye’den gidip beş yıl Azerbaycan’da yaşamış birinin paylaşımıydı. Beş yıl boyunca hiç trafik kazasına rastlamadığını, hiç bir kavga görmediğini, sesini yükselten insan bile görmediğini söylüyordu. Düzenden ve insanların kurallara uymasından bahsediyordu.

Bu paylaşımları görünce insan ister istemez düşünüyor: Böyle yaşamlar gerçek olabilir mi?

Anlattıklarına göre var. Ancak bizler için inanılır gibi değil. Televizyon izleyenler acı, gözyaşı, haksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, cinayet, birbirine saydıran ya da saldıran insanları görüyor. Sabahtan akşama kadar hepimize medya tarafından olumsuzluklar yükleniyor. Bir bardağın dolması gibi dolup dolup taşıyoruz sorumsuz medya sayesinde. Adeta kodlanıyoruz.

Yeni yapılmış bir yapay zekâlı robotunuz olduğunu düşünün. “Al bunu eğit ve kullan.” dediler. Televizyonun karşısına oturtup akşama kadar bu programları izleterek eğitir misiniz? O kanallardan eğitilen bir robota ne kadar güvenebilirsiniz?

Düşünsenize, bizler de o robotun etkilenmesi ve dönüşmesi gibi etkileniyor ve dönüşüyoruz. Özellikle de çocuklar. Olumsuzlukları, kötülükleri normalleştiriyoruz ve o yeni normallere göre davranıyoruz.

Sabahtan akşama kadar böyle bir medyaya maruz kalan bir bireyden ne beklenebilir? Bu ortamda sağlıklı bir toplum düzeni hayal edebilir misiniz?

Sonuç olarak, Kitle İletişim Araçları Türkiye’de kültürel soykırım yapıyor. Buna televizyonlar, gazeteler, dergiler, bazı yeni medya unsurları da dahildir. En kısa zamanda buna bir son verilmesi gerekir. Ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Bu konu siyasal bir konu değildir. Toplumumuzun varlık-yokluk sorunudur.