Önceki yazılarımda da açıklamaya çalıştığım gibi müzenin yıkım gerekçesi gerçek ve bilimsel bir temele dayanmamaktadır. Daha doğrusu elde mevcut her duruma uygun bir kılıf olarak “depreme dayanıksız” yaftası varken ciddi bir gerekçe aramaya gerek duyulmadığı görülmektedir. İşte bu yüzden de insanın aklına acaba başka hesaplar mı var sorusu geliyor. Ve maalesef son on yılda yaşananlara bakınca insanın aklına hiç de olumlu şeyler gelmiyor. Aklınıza nasıl ve ne gibi olumsuz düşünceler geliyor derse
1- Rant a) Birilerinin acil paraya ihtiyacı vardır. “Al sana 2,5 milyar. 500 milyona müze yap, kalan 2 milyarı kırışalım.” Vebali günahı kendi boyunlarına. Aslında ben de böyle düşünmek istemiyorum. Olmaz diyorum. Ama içimden başka bir ses “Hep böyle olmuyor mu? Her gün benzer haberlerle karşılaşmıyor muyuz? Bu durum sistemleşmiş artık. Çark böyle dönüyor diyor.” Ne denli olumlu düşünmeye çalışsam da kuşkularım üstün geliyor.
2-Rant b) Birileri diyor ki, burası Antalya’nın en güzel otel yeri. Burayı bana verin. Ben 2 milyara buraya çok güzel bir otel yapayım. Kalan 500 milyona da istediğiniz yere istediğiniz müzeyi yapayım. Sonra da isteyin benden ne isterseniz.
Siz de diyorsunuz ki “Sen çok uçuk düşünüyorsun. Asla böyle bir şey olmaz. Millet ayağa kalkar. Zaten müzenin yerine müze yapılacak ve proje de hazır ortada.”
Onlar bunları düşünmemiştir mi sanıyorsunuz. Hesaplar inceden inceye yapılmıştır. Örneğin yıkım işinin sezon ortasında yapılması boşuna mı sanıyorsunuz? Yani sezon sonunu bekleyemez miydi? Bekleyemezdi çünkü Antalya’da yıkıma karşı çıkacak, engel olacak bilinçli aydın kesimler yaz tatilinden dönmeden yıkım gerçekleştirilmeliydi.
Tepkilerin devamı da araya zaman koyarak önlenirdi. Yani müze kapatılır. İnşaat hemen başlayacak değildir ya. Aradan 10 sene geçer olmadı 15 sene geçer. Türkiye’de 20 seneden fazla süredir kapalı kalan müzeler var şu anda. Manisa müzesi 34 senedir kapalı. Halkımız zaten balık hafızalıdır. Halk birkaç sene sonra orada bir müze olduğunu bile unutunca otel inşaatı başlar. Hatırlatırım size. Yanan ormanların yerine de yine orman ağaçları dikilecekti değil mi? Peki, ağaç mı dikildi otel mi dikildi? Maden sahası olarak mı ilan edildi?
2. Kuşkum müzedeki değerli eserlerin kaçırılıp satılmasıdır. Müze uzunca bir süre kapalı kalacak. Bunun Antalya ve Türkiye Turizmine vereceği zarar zaten rantçının kişisel faydaları yanında hiç önemli değil. Ama müzenin kapatılmasından dolayı burnuma gelen en pis koku Müzedeki değerli eserleri kaçırıp satmak. Bu hem en kolay yöntemdir ve hem de asla ispat edemezsiniz. Eser kaçırılır. Yerine kopyası konulur. Bu durum elbette ki hemen belli olur ama kimin yaptığı belli olmaz. Orijinal eser önceden kaçırılıp önceden değiştirilmiş de olabilir.
Böyle bir durumda on sene sonra müze açıldığı zaman kaybolan değiştirilen eserler için “Biz tespit ettik. Soruşturma açtık. Araştırıyoruz bunu yapanları en ağır biçimde cezalandıracağız” diye kaçıranlar bir de üste çıkarlar.
Müzelerimiz bu konuda sabıkalıdır. Geçmişte bu biçimde orijinal eserleri satıp yerine kopyalarını koyan ve bu yüzden yargılanıp hapse atılan müze müdürlerimiz vardır. Hatta şu anda müzedeki eserlerin içinde sahteler de olabilir. En iyisi müze kapatılmadan bunların bir saptaması mutlaka yapılmalıdır. Yoksa çaldıktan sonra “Önceden olmuş, bizim devraldığımız eserler bunlar” demek çok kolay olacaktır. Burnuma gelen en ağır koku maalesef budur.
Koku 3- Ben karamsar ve kuşkucu bir adamım. Belki de yukardaki düşüncelerim benim karamsar bakışımdan kaynaklanıyor olabilir. Atatürk ve laik demokratik cumhuriyet dönemine ait toplumsal hafızanın silinmek istenmesinden ise hiç kuşkum yok. Çünkü şimdiye dek yıkılıp yapılan tarihi eserler bunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bana göre bu olaydaki gerçek neden Antalya Müzesini yenilemekten çok müze üzerinden bir şeyler kazanmak gibi geliyor. Ve sanki kimlerin neler kazanabileceği hesaplanarak bu projenin içine yerleştirilmiş gibi bir his var içimde.
Pis kokmasa da burnuma kazaen kırılan eserlerin kokusu da geliyor. Eserleri yerinden oynatmak ve başka yere taşıma sırasında kazalarla kırılan eserler de olabilir. Ama sezon ortasında müze kapatan zihniyet için esrin kırılması da kazanç gibi algılanabilir diye düşünüyorum.