Eski Yunanda etrafı revaklı avlularla çevrili, oldukça geniş spor alanları bulunan büyük ve görkemli binalardır cinezyumlar.
Her ne kadar cimnezyum veya jimnazyum deyince ilk akla gelen spor olsa da buralar, bir kent için gerekli tüm sosyal tesislerin bulunduğu bir kompleks durumundadır. Toplantı ve konferans salonları, hamam, tapınak, kütüphane, bilimsel çalışmaların yapılacağı alan ve ortamlar gibi. Yani cimnezyumlar, bedensel olduğu kadar toplumsal eğitimin, eğlence ve bilimin, dinlenme, sağlık ve temizliğin de merkezi durumundadır.
İlk çağlarda önemli kentlerin pek çoğunun bir akropol, bir agora, bir tiyatro gibi bir de cimnezyumu bulunmaktaydı. Hatta Atina’nın surların dışında üç tane cimnezyumu bulunuyordu. Sart’ın da eskiden beri bir cimnezyumu olup şu anda türünün en sağlam ve en güzel örneklerinden birisi olarak tüm görkemiyle adeta, zamana meydan okumaktadır denilebilir.
İşte bu görkemli cimnezyum kompleksine Güneydeki Roma caddesinden girince, caddenin sağında eski Ankara asfaltı yer alırken, solda Bizans dükkanları cadde boyunca birbirine bitişik biçimde cimnezyumun güneyinde sıralanıyordu. Kapıları caddeye açılan bu dükkânlarda sanırım, lokanta ve ticarethanelerin yanı sıra, çömlek, ayakkabı, silah, boya ve cam işleri yapan imalathaneler bulunmaktaydı.
Bu cimnezyum görünen haliyle MÖ. Romalılar tarafından birinci yüzyılda yaptırılan ve depremlerle yıkıldıkça onarılıp yenilenerek gelen; Bizans eklentileriyle devam eden bir kompleks olarak görülmektedir. Geç Roma Dönemi eseri olan bu yapıya Roma Döneminde en son şeklini İmparator Septimius Severus (193-211) vermiş olup, kompleksi eşi Julia Domna ile oğulları Carakalla ve Geta’ya adanmıştır.
Sinagog (Havra)
Fakat Roma caddesinin altındaki eski Lidya dönemine ait Sart Caddesi MÖ 6 ve 7. yüzyıllara dek uzanmaktadır. Bu cadde 18,5 metre genişliğindeki Roma caddesinin iki metre kadar altında kalmaktadır.
Yani mevcut cimnezyum Roma dönemine ait olmakla beraber, burada benzer yapı ve tesislerin daha önceki dönemlerde de bulunduğu, Lidya, Pers ve Helenistik Dönemlerde de işlevini sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
Dükkanların kuzeyine bitişik cimnezyum kompleksinin Batı ucu, hamam bölümündeki havuzun Batı duvarına dek tamamen yıkılmış olup, üstü de toprak ve molozlarla kaplı olduğundan, bu harabe yığınının altından nelerin çıkacağı merak konusudur. Havuz ise doğusundaki yüksek ana yapı (Mermerli Avlu) ile batısındaki eyvanlı, sur gibi kalın duvarların arasında uzanmaktadır.
Büyük ve yüksek ana yapı doğuya, spor etkinliklerinin yapıldığı yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğündeki alana (palestraya) bakmaktadır. Bu oldukça sağlam ve görkemli yapıya mermerli avlu deniliyor. Palestranın güneyinde, Bizans Dükkanlarının sonunda sinegog olup doğu ve kuzeyini ise bir stadyumun yükselen oturma yerlerini andıran bir yükselti ve sütunlar çevrelemektedir.
Sinagog (havra) bilindiği gibi Musevilerin ibadet yeridir. Bu denli büyük ve özenli bir yapının varlığı, Milattan önce ve Miladı izleyen yüzyıllarda Sart’ta yerel tanrılar kadar, tek tanrılı dinlerden Museviliğin de yaygın olduğunu göstermektedir.
Sinagogun ilk yapım tarihi M.Ö. dördüncü yüzyıla dek uzanmakta olup, MS. 17 yılındaki depremde yıkıldıktan sonra, birinci yüzyıl içinde tekrar inşa edildiği anlaşılmaktadır.
Batıda mermer havuz ve onu çevreleyen sütunların bulunduğu giriş avlusundan asıl ibadet bölümüne geçilmektedir. Uzunluğu 65 metreyi bulan sinagog 1000 kişi kapasitesiyle, döneminde dünyanın en büyük sinagogu olup, M.S.3. yüzyıla ait mozaikler özellikle tabanda geniş bir yer tutmaktadır.