Çeşmede en çok dikkatimi çeken şeylerden birisi de şehrin değişik yerlerinde bu biçimde pek çok heykelin bulunmasıydı.
Bunların şehre sanat, estetik, tarihi ve mistik bir hava kattığını düşünüyorum. Kalenin önündeki topların yanında Cezayirli Hasan Paşa’nın, yaşadığı dönemin denizci kıyafetleri içinde, bir aslanla birlikte tasarlanmış heykeli de bunlardan birisiydi.
Heykelin kaidesinde 1714 ile 1790 yılları arasında yaşadığı belirtilen Hasan Paşa, beni yeniden o yıllara ve Rusların Çeşme baskınına kadar götürmeye yetti. Cezayir, Çeşme, Osmanlı denizciliği, deniz savaşları, topların dövdüğü kaleler ve yanan gemiler; hepsi iç içe geçerek, birbirine karışıp gitti.
Kalenin biraz ötesindeki Osmanlı Kervansarayında ise restorasyon çalışmaları tamamlanmak üzereydi. 1529 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından iki katlı olarak yaptırılan kervansarayın geniş avlusuna bakan dükkân ve depolar günümüzde otel odalarına dönüştürülerek, avlunun ortasına bir de havuz konulmuş.
İkinci kattaki avluya bakan odalar ise, orijinal planında olduğu gibi yine yatma yeri (otel odası) olarak düşünülmüş. Çeşme’nin saydığımız tüm bu tarihi, turistik ve doğal varlıkları, tarihi limanın çevresinde yer aldığına göre, sanırım bunların varlık nedeni olan limanı görmezlikten gelemeyiz.
Fakat ne yazık ki bugüne dek bunun görmezlikten gelindiğini, eskiden doğrudan doğruya denize inen kale ile denizin arasına yapılar, yollar ve iskele meydanının girdiğini, kalenin denizle bağlantısının kesildiğini görmekteyiz. Hatta olay bu kadarla kalsa iyi, ama maalesef şu anda limanın içinde, büyük bir inşaat var. Limanı bir kuşak gibi saracak dükkânlar, belki suların içinde Venedik benzeri bir güzellik yaratacak. Limanı yeniden bir cazibe merkezi haline getirecek.
Ama bu biçimde denizden kazanılan kazanımların ben, kazanç olduğuna pek de inanamıyorum. Hatta doğa ve doğallık adına kayıp olduğuna inanıyorum. Umarım ve dilerim bu güzelim yerleşimin tarihi ve doğal dokusu, güncel ve moda yapaylıkların kurbanı olmadan, nostaljik ve gizemli büyüsü bozulmadan korunarak, gelecek kuşaklara aktarılabilir. 07.05.2010