Bazen oğlumla konu trafikten açılır. Ardından kaçınılmaz olarak sıkışıklığa geliriz. Neden insanlar hep şehre geliyor? Neden insanların yoğun olduğu her yerde trafik sorunu yaşanıyor?

Bazen tartışır, bazen konuşur, bazen de sadece fikir yürütürüz. O da her seferinde aynı cümleyi kurar ve benim bakış açımı değiştirir: İnsanlar, arabalarıyla rahat gidebilecekleri yerlere arabalarıyla giderler ve orada trafik sıkışır.

Aslında çok basit bir mantık. Herkesin gitmek istediği yere kişisel araçlarla giderseniz, orada trafik kaçınılmaz olur. Sorun ne yollar ne de araç sayısıdır; sorun, herkesin aynı yere aynı şekilde gitmek istemesidir.

Bunu bir de tersten okuyalım. İnsanlar yaşamak istedikleri, sosyalleştikleri, kendilerini rahat hissettikleri yerlere gider, taşınır ve orada yaşamaya devam ederler. Sonuçta hem nüfus artar hem de toplam nüfus dağılımı o bölgelere doğru kayar.

Peki, bunu tarım açısından düşündüğümüzde ne görüyoruz?

Bugün tarımdan insanlar neden kaçıyor? Sadece ekonomik sebepler mi, yoksa sosyalleşememek mi? Yaş ortalaması 58 olan tarımsal üretim bölgelerine baktığımızda şu soruyu sormamız gerekiyor: Gençleri tarıma nasıl çekeriz?

Bu sorunun cevabı, gençlerin yaşadığı hayatı kırsalda mümkün kılmaktan geçiyor. Okul, hastane, sosyalleşebilecek alanlar… Bunları köyde ya da kırsalda sağlayabilirsek; gençler tarımdan gelir elde eder, tarımla para kazanır ve yaşamlarını orada sürdürürler. Gelecekleriyle, çocuklarıyla ya da eşleriyle ilgili sorunlar yaşamazlarsa kırsalda kalmaya devam ederler.

Ama sosyal olarak kendilerini yeterli görmezlerse, bu alanlarda mutlu olamayacaklarına inanırlarsa, neden kırsalda tarımsal üretim yapsınlar?

Çevrenizde yok mu böyle insanlar? “Evleneceğim ama…” diye başlayan cümlelerin devamında “köyde yaşayamam”, “kırsalda yapamam”, “tarımsal üretim yaptığım için mutlu olamam”, “aile huzurum olmaz” diyenler…

“Yerim kırsalda olsun ama ben şehir merkezinde yaşayayım” diyen kimse yok mu?

Bu, bireysel bir tercih meselesi değil; bu, tarımın ve kırsalın geleceğiyle ilgili yapısal bir sorundur.

Biraz bunları tartışmamız gerekmiyor mu?