Bir önceki yazımızda “Yaz çilesi kapıda, şimdiden hazırlık yapılmalı” demiştik. Klimadan yoğunluğa, kışın ortasında yazın faturasını bugünden kesmiştik.

Bugün ise Antalya’da toplu ulaşımın en can yakıcı, en güven kırıcı sorusunu sormak gerekiyor: Sefer var deniyor ama otobüs neden yok? Durakta bekleyen vatandaşın elinde telefon, AntalyaKart uygulaması açık. Ekranda otobüsün simgesi görünüyor, dakikalar geri sayıyor: 5, 4, 3… Ve o an geliyor. Süre sıfırlanıyor ama ufukta otobüs yok! O “hayalet araç” ya birden listeden kayboluyor ya da sanki hiç var olmamış gibi sistemden siliniyor.

Uygulamada Var, Gerçekte Yok!

Antalya’da toplu ulaşımda güven duygusu ciddi biçimde zedelenmiş durumda. Vatandaş artık neye inanacağını şaşırdı. Uygulama başka, durak tabelası başka, yolun gerçeği bambaşka söylüyor. Bir seferin iptal edilmesi veya “hayalet” olması sadece bir gecikme değildir; o hattaki tüm zincirin kopmasıdır. Bir sonraki araç iki kat dolu gelir, yaşlılar binemez, klimalar yetmez ve o daracık alanda sinirler gerilir.

Kısacası; aksayan her sefer, bir sonraki otobüste kavga sebebidir.

“Belediye mi, Oda mı?” Tartışması Yolcuyu Bağlamaz

Bu noktada topu birbirine atan bir sistem var. Bir yanda belediyenin öz malı siyah otobüsler, diğer yanda Otobüsçüler Esnaf Odası’na bağlı kiralık araçlar… Vatandaş bindiği aracın mülkiyetine bakmaz; o, ödediği verginin ve bastığı kartın karşılığında hizmet bekler.

Kiralık otobüslerin denetimi, şoför profili, havalı korna gürültüsü veya “maliyet” bahanesiyle açılmayan klimalar sürekli bir şikâyet konusu. Ancak unutulmamalıdır ki; hat planlama yetkisi de, sefer saati belirleme gücü de, o araçları denetleme sorumluluğu da belediyededir. Mülkiyet tartışması, hizmet kusuruna kılıf olamaz.

Ocak Ayı Planlama Ayıdır

Şu an kış aylarındayız. Antalya’nın o meşhur turizm yoğunluğu ve kavurucu sıcağı henüz kapımızı çalmadı. Eğer bugün pik saatler doğru analiz edilmiyorsa, eğer bugün kiralık araçların teknik ve personel bakımları “Oda” ve “Belediye” işbirliğiyle çözülmüyorsa; yazın yaşanacak kaosun vebali bugünden yetkililerin boynunadır.

Şeffaflık Olmadan Güven Olmaz

Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne sormak gerekir: Bugün kaç sefer “araç arızası” veya “personel eksikliği” nedeniyle iptal ediliyor? Hangi hatlar kronik olarak aksıyor? Bu veriler neden şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmıyor?

Ulaşım, sadece bir yerden bir yere gitmek değildir; bir şehrin medeniyet seviyesidir. Sefer çizelgesi sadece bir kâğıt parçası değil, vatandaşın mesaisi, çocuğunun okul saati, hastanın randevusudur.

Son söz: Antalya, plansızlığı ve “bugünü de kurtardık” anlayışını taşıyabilecek bir şehir değildir. Ulaşım masasında oturanlar, artık uygulamadaki hayalet otobüsleri değil, durakta bekleyen gerçek insanları görmelidir.