Kadrajda 2025 model gri Mercedes Benz araba var. Aracın 80-100 bin dolar değerinde olduğu iddialar arasında. Arabadan bir adam iniyor. Elinde cep telefonu ve üzerinde çuvaldan yapılmış yırtık bir giysi var. Yalınayak. Markete gidiyor. Alışveriş yapıyor ve arabasına binip uzaklaşıyor. Herkes onu Gana’lı Nuh diye tanıyor. Eboh Noah.

Bir süredir sosyal medyada meşhur. Rüyasında, 25 Aralık'ta dünya çapında büyük bir sel felaketi yaşanacağı bildirilmiş. Destekçileriyle birlikte ahşap gemi yapımı videoları paylaşıyor.

Hikayesi basit.

Tarih tekerrür edecek, 25 Aralık 2025 Noel gününde çok yağmur yağacak, dünya sular altında kalacak ve ikinci Nuh Tufanı yaşanacak. Bundan kurtulmak için gemiler inşa etmek gerekiyor. Tufan başladığında sadece o gemilere binen insanlar kurtulacak.

Tabi ki, bütün bunlar için finansman gerekir. Parayı takipçilerinden talep etti. Zaten tufandan sonra para ne işe yarayacaktı ki? “Getirin paraları, yapalım gemileri ve hep beraber kurtulalım. Sonrasına bakarız.”

Gemide yer kapmak, kıyamet sonrası hayatta kalmak anlamına geliyor. Yapılan işin ne kadar önemli olduğunu anlayabiliyor musunuz?

Noah, bütün bunları anlatırken tuhaf davranışlar sergiliyor. Sahilde sular içinde yuvarlanırken, ağlarken, koşarken; dizlerinin üzerinde durarak anlamsız sesler çıkarırken, elindeki bir kitabı okur gibi yaparken, toprağı yumruklarken, transa geçmiş gibi hareketler yaparken, sara hastalarının davranışlarına benzer şeyler sergilerken onu görebilirsiniz. Bazen de bir kayanın üzerinde çuvaldan yapılmış yırtık elbisesi ve elinde bir değnek ile kameralara karşı İngilizce vaaz verirken görebilirsiniz.

Belirli bir kültürü taşıyan insanları etkileyecek bütün manipülatif davranışları sergilemekten çekinmiyor.

Zaten fakir olan ve zorluklarla boğuşan insanlar gemilerde yer kapabilmek için varını yoğunu satarak paralarını Eboh Noah’a gönderdiler. Bir yandan da alabildikleri eşyalarını sırtlayıp gemilerin bulunduğu yere doğru yürüyüşe geçtiler. Çağrı öyle etkili oldu ki, Gana’da yaşayan binlerce insanın yanında Afrika'nın dört bir yanından binlerce kişi gemilerde yer kapma umuduyla Gana'ya geldi.

Sayılı gün çabuk geçer. 25 Aralık geldi çattı.

O da ne?! Ne tufan oldu ne de kıyamet koptu.

Haberler ardı ardına gelmeye başladı. Özetle:

“...Eboh Noah, Tanrı'nın kendisine daha fazla zaman verdiğini ve kurtuluş arayan herkesi barındıracak şekilde gemi projesini genişletmesini emrettiğini iddia ediyor.

Eboh Noah, son paylaşımında dualarının kabul edildiğini ve tufanın ertelendiğini belirterek, daha fazla gemi inşa etmeleri gerektiğini öne sürdü...”

Şimdi kaç kişinin 2026 Noel’i için kıyamete hazırlık yapacağını ya da kafasına dank eden birilerinin onu linç edip etmeyeceğini düşünmek için tam 1 yılımız var.

Noah olayı canlı canlı önümüzde yaşanıyor. En taze haber yani.

Bu işlere başladığında gözaltına alındığını ve sonrasında serbest bırakıldığını da sosyal medyadan öğreniyoruz.

Muhtemeldir, polis şefi “Noah, sen ne yapmaya çalışıyorsun, oğlum?” anlamında bir soru sormuştur. O da, “Efendim, ben ikinci Nuh’um. Tanrıdan haber aldım. Bana ‘gemi yap’ dedi. ‘Noelde tufan olacak, olabildiğince insanı kurtar.’ dedi. Komiser onu şüpheci gözlerle süzerek ‘Hadi lan! Kaç para topladın? Onu söyle bana.” dedikten sonra bir şekilde anlaşıp serbest bırakılmış olması büyük olasılık.

Kimsenin günahını almamıza gerek yok. Hele söz konusu olan günümüzün en yeni dolandırıcısı ise günahını almak bize pahalıya patlayabilir. Belki de böyle bir konuşma olmamıştır. O halde neden insanları binlerce yıllık en bilindik yöntemle -inanç sömürüsüyle- dolandırdığı aşikar olan birini serbest bırakır ve faaliyetine devam etmesine izin verirsiniz?

Toplanan paraları kimlerle paylaştığını yakında haberlerde boy boy görürüz. Devlet kademelerinde önemli koltukları işgal eden çok kişinin de canı yanar.

Neden bu kadar eminim? Çünkü dinsel yalanlarla cahil ve fakir halkı kolaylıkla kandırabilirsiniz. Ancak dünyanın neresinde olursa olsun bir polisi böyle bir yalanla kandıramazsınız. Çünkü polis kanıt arar. Elle tutabileceği, gözle görebileceği bir şeyleri kanıt torbasına koymak ister. Böyle “Rüyamda gördüm, tufan olacak, herkes ölecek, benim gemilere binen kurtulacak, verin paraları” gibi numaraları meslek yaşamı boyunca çok defa görmüştür polis.

Olay penceremden bakınca şöyle görünüyor:

Afrikalı bir adam 2026 yılına çok zengin olarak girmeye karar verdi. Planı basitti. Binlerce yıldır her defasında başarılı olmuş bir plan.

Tanrı'dan vahiy aldığını iddia edecek, 25 Aralık 2025'te –Noel günü– başlayacak küresel bir tufanla dünyanın sonunun geleceğini, 3-4 yıl süreceğini ve sadece 'seçilmişlerin' kurtulacağını anlatacaktı. Bunları da videoya kaydederek sosyal medyada paylaşacaktı.

Her şey böyle başladı. Sonuçta iddiası gerçekleşmedi. Bu defa da “Sizin için Tanrı’dan süre aldım. Bir yıl daha yaşayacaksınız. Ben de iş geliştirme teknikleriyle daha fazla gemi yapıp daha fazla kişiyi kurtaracağım. Siz de daha fazla para vereceksiniz”

Hepsi bu.

Gelecek yıl tekrar gidiyorlar. Daha fazla gemi yapımı planlanıyor. Eboh Noah'un daha fazla ve daha büyük gemiler inşa etmek için bir yılı daha var ve bu sefer çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık söz konusu. Beyazları, Arapları, Güney ve Doğu Asyalıları, Aborjinleri ve Somalilileri de gemilere alacağı bu insanların “seçilmiş” olacağı söyleniyor.

Peki, olay neden bu kadar sansasyonel hale geldi?

Çünkü yer Afrika. Çünkü muhataplar en çaresiz şekilde açlıkla, fakirlikle ve cehaletle sınanan insanlar. En kolay manipüle edebileceğiniz insanlar bunlar. Bilgisiz oldukları için her türlü istismara açıklar.

Gana’da bir adamın malını mülkünü satıp çocuklarıyla beraber tufan zamanı geldiğinde gemiye girebilmek için geminin yakınına taşındığı, Ebo Noah’a ait olduğunu sandığı başkasına ait bir gemiyi ateşe verdiği haberleri geliyor.

Liberya'dan Gana'ya Ebo Noah'un Gemisi'ne binmek için seyahat eden adam, Orta Bölge'deki Elmina'da mahsur kaldı. O zamandan beri ağlıyor.

Hemen ardından Noah’un Gana’lı ünlü sanatçı, sporcu ve fenomenlerle samimi görüntüleri yayılıyor sosyal medyada.

Şimdi muhtemeldir ki Ebu Noah, milyonlarca Afrikalı ergenin idolü olarak tarihe geçecektir.

Binlerce yıllık din istismarı pratiğinin -tam da postmodern döneme yakışır bir şekilde- hem çok hızlı hem de dijital kanallar kullanılarak önemli bir eğitim çalışmasına dönüştüğüne tanık oluyoruz.

Ne demişler?

Ders, sen öğreninceye kadar devam eder.

Kimine göre komedi, kimine göre trajedi. İşte bu, yaşamın ta kendisi.