Örtü altı üretim açısından Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biri olan Kumluca’da yaklaşık 40 bin dekar sera alanı bulunuyor. Biber, domates ve kavun gibi ürünlerin yoğun olarak yetiştirildiği bu bölgeye Finike’yi de eklemek gerekir.
Son günlerde üreticilerin organize ettiği ve herhangi bir siyasi partiyle bağlantısı olmayan bir protesto eylemine tanıklık ettik. “Üretici batarsa herkes batar” sloganıyla yapılan bu eylem, tarımsal üretimin geldiği noktaya karşı yükselen bir feryattı.
Programda konuşmacılar; çiftçiler, Ziraat Odası Başkanı ve eyleme destek veren ZMO Antalya Şubesi olarak belirlenmişti. Bu yönüyle organizasyon oldukça sağlıklıydı. Konvoy, trafiği ve günlük yaşamı aksatmayacak şekilde planlanmış, hal noktasına sorunsuz şekilde ulaşılmıştı.
Ancak konuşmalar aşamasında bazı siyasilerin söz almak istemesi ve organizasyon komitesinin buna izin vermemesi tartışma konusu oldu. Her ortamda konuşma talep etmenin ne kadar doğru olduğu ayrıca değerlendirilmelidir. Çünkü bu eylemin odağında siyaset değil, zararına satılan hatta satılamayan ürünler ve sürdürülebilir tarımsal üretimin çıkmazları vardı.
Bu süreçte komisyonculara yönelik tepkiler de dikkat çekiciydi. Üreticiler eylem yaparken, komisyoncuların ilk destek veren kesim olması beklenirken, uzaktan izlemekle yetindiklerini gördük. Oysa unutulmamalıdır ki üretim biterse komisyonculuk da biter.
Kısacası bu eylem, sadece üreticiler için değil, tarımın tüm paydaşları için önemli ve değerlidir.
Coğrafi İşaret: Değer Kiminle Yükselir?
Markalaşma ve coğrafi işaret, üretilen ürünün değerini artıran en önemli unsurlardır. Antalya Valiliği öncülüğünde ilçeler bazında bir coğrafi işaret atağı başlatıldı. Bu kapsamda Döşemealtı’nda uzun süredir devam eden Camili Bal Kabağı için yürütülen coğrafi işaret çalışması dikkat çekiyor.
ATSO’nun sürece dahil olması ve bir tanıtım etkinliği düzenlemesi pazarlama açısından doğru ve etkili bir hamleydi. Plaket töreni ve tadım etkinliği özenliydi. Ancak törende yıllardır bu ürünü üreten, tohumunu koruyan emektar üreticileri görememek ciddi bir eksiklikti.
Camili’de yaşayan ve yakından tanıdığım bir arkadaşım ile görüştüğümde, üreticilerin etkinlikten haberdar bile olmadığını öğrendim. Açıkçası bu durum beni üzdü. Ürünü üreten çiftçi davet edilmez, onurlandırılmazsa burada baştan bir yanlışlık yok mu?
Sayın ATSO yönetimine sormak gerekir:
Tanıttığınız ürün üretilmezse, kim neyi tadacak?
Ayrıca bu sürece akademik anlamda büyük katkı sunan, sayısız makale tarayan, görüşmeler yapan Kahraman Köktürk Hoca da davet edilmeliydi. Plaket verilmese bile, emeğin hatırlanması bir vefa göstergesidir. Ne yazık ki onun da bu etkinlikten haberi olmamış.
Bir yerlere şirin görünmek adına yapılan işlerde vefayı unutmak, yapılan çalışmanın ruhunu zedeler.
Son söz:
Üretici olmazsa, tüketici doymaz.