Merhaba, Çevremizi görünmeyen ağlarla saran, bizim saat diyerek içinde debelendiğimiz ama yaşadığımız süreci yönettiği halde her şeyi kendi akışına bırakan zamanın hızla ilerlediği, 2026 yılında Şubat ayının içindeyiz.

Cüce ay Şubat benim için kış mevsiminin bitişi anlamına geldiğinden, gerçekten mutsuzum. Çünkü yaz sıcağını hiç sevmeyen yanımla, ilkbaharı hiç yaşayamadan freni patlamış araç gibi yaza doğru hızla ilerlediğimizi görüyorum. Hatta bazen zamanın hızlandığını düşünüyorum çünkü ya iş yüküm çoğaldı farkında değilim ya da zaman yetmiyor, yetiştiremiyorum hiçbir şeyi.

2026 yılının minik ayı Şubat bu yıl 28 çekecek. Şubat ayında tarihten bu güne neler olmuş neler. Her güne bir anlam yükleyen insanoğlu yüzünden ilkbaharın müjdecisi olan kışın son ayı Şubat’a şöyle tarihsel ve bilgisel olarak bakalım istedim.

Şubat, Anadolu Süryanilerinde, şabat “dinlenme günü” anlamında kullanılan bir sözcük. Ve doğal olarak tarım toplumu olan Süryaniler tarımın yapılamadığı şubat ayını “dinlenme ayı” olarak kabul etmişler. Kısacası Şubat kelimesi Süryanice “şabat” sözcüğünden dilimize geçmiş. Rumi takvimin 11.ayına denk gelen Şubat, Süryani takviminin 11. ve son ayına denk gelmektedir.

Şubat ayında ekilebilecek bitkilerin tohumlarını seçerken, özellikle soğuğa dayanıklı olan türleri tercih etmek önemlidir. Marul, ıspanak, pazı, havuç, turp ve lahana gibi sebzeler, Şubat ayında ekilebilecek bitkiler arasında yer alır. Aslında günümüzde seracılık yüzünden mevsimi dışında her sebze yetişiyor ama yerinizde olsam hepsini zamanında yemeyi tercih ederdim. Çünkü insan bedeni bu zamanlamaya göre besinlere ihtiyaç duyuyor diye düşünüyorum.

Yediğimizden ektiğimize, siyasal olaylardan bilime, tarihe küçük bir yolculuk yaparak en önemli başlıkları sizlerle paylaşmak istiyorum. Şubat ayında tüm dünyada öne çıkan olaylardan bazıları şöyle;

1971 yılında Apollo 14, Ay yüzeyine indi.

1921 yılında Türkiye'de, Resmî Gazete'nin ilk sayısı yayımlandı.

1969 yılında Boeing 747, ilk uçuşunu yaptı.

2005 yılında video paylaşım sitesi YouTube kuruldu.

1959 yılında Fidel Castro, Küba başbakanı oldu.

1915 yılında I. Dünya Savaşı: Çanakkale Savaşı başladı.

Dünyada öne çıkan olayların dışında anlamlandırılan günlere dönersek 14 Şubat sevgiler gününden, ülkemizin yakasını asla bırakmayan deprem acısına uzanan bir çizelgeyle karşılaşıyoruz.

Ocak ayından Şubat ayına sayısal olarak dönen Kova Burcu insanları, Vergi Haftası, Sivil Savunma Günü derken, siyasal anlamda 28 Şubat süreci. O süreci şöyle bir hatırlatmak için Vikipedia’dan aldığım kısa notu sizlere aktarmak isterim.

Necmettin Erbakan'ın başbakan, Tansu Çiller'in başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı olduğu 28 Şubat 1997'de yapılan Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla köktendinci irticaya karşı başlayan ordu ve bürokrasi merkezli süreç. Süreç, Erbakan'ın istifasına ve REFAHYOL Hükûmetinin dağılmasına yol açmıştır. Türk siyasi tarihine geçen kararların uygulandığı dönemde Türkiye'de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda değişimler yaşanmıştır. Yaşananlar postmodern darbe olarak da adlandırılmıştır.”

Bu 28 Şubat hatırlatması ardından 15 Temmuz ve derken gelinen nokta!

Kimi zaman balık hafızalı olarak adlandırılan, yediğini içtiğini artık umursamayan, elinde telefon, yüzünde estetik, beyninde kelime kırıntısı kalmayana kadar yok edilen gençlik ve umudu kalmayan insanoğlunun elinde sadece içinde sıkıştığı ve yaşamaya çalıştığı dar bir alan kalıyor. Ve o alanda çoğu unutarak, unutturularak yaşamını sürdürüyor. Halbuki kendisine sunulan sosyal devlet haklarını istemeyi unutmasaydı, unutturulmasına izin vermeseydi bu günleri hiç görmeyecekti.

Bahara az kala, cüce Şubatın kollarında kışın son ayındayız. Yaşadığımız her saniyenin içi güzellikle dolsun isterken ne yazık ki acıyla, problemle ve sıkıntıyla mücadele ediyoruz. Daha yaşanabilir bir gelecek için, bu Şubat ayında fikirlerimizi ekelim toprak ananın bağrına. Sevgi isteyelim en çok ve huzurla yaşamak. Bolluk içinde bereketle geçirmek günleri, sağlıkla, dostlarla. Güzellikleri ekelim toprağa ve inanalım olacağına. Çünkü doğa ana sever üzerinde misafir olan ve ona değer veren evlatlarını.

Her değişime ayak uyduran doğanın bilgeliği ve Sanatın ışığında yeniden görüşene dek sağlıkla ve sevgiyle…