Artık gerçeklerden koptuğumuz bir evrende yaşıyoruz. Masalların dünyasında. O yüzden bugün size gerçeküstü bir masal anlatacağım. Baştan söyleyeyim; masalda geçen olayların ve kişilerin gerçek olay ve kişilerle alakası yoktur.
Metaevrende güçlü bir kral varmış. O kadar güçlü o kadar güçlüymüş ki, herkes gibi o da kendinden korkmaya başlamış. Sonra korkusu büyümüş, büyümüş ve artık her şeyden korkmaya başlamış. Zaten herkes de ondan korkuyormuş. Birisi eğer korkuyorsa, çok korkuyorsa ve o an gücü elinde bulunduruyorsa bazı eylemler yaparmış. O da bir şeyler yapmaya karar vermiş.
Çok kudretli yardımcılarını yanına çağırmış ve derdini anlatmış. Çare bulana 100 altın vereceğini, çare bulamayanın kellesini alacağını söylemiş. Herkes korkudan titrerken biri öne atılmış. “Kralım, çözüm çok basit.” demiş ve masanın üzerindeki haritanın tam ortasına kralın adını yazmış. Ve etrafına halkalar çizmiş. İlk halkaya ailesini yazmış. İkinci halkaya yardımcıları, hizmetçileri ve din adamlarını. Üçüncü halkaya askerleri, memurları ve zenginleri yazmış. Sonra da krala uzaklıklarına göre diğer grupları yazmış. Halkalar uzaklaştıkça krala az benzeyenleri ve onun gibi düşünmeyenleri yerleştirmiş.
Kral sormuş:
“Bütün bunlar nedir?”
“Açıklayayım kralım, bunlar size yakın ve uzak olanları gösteren bir harita. Derdinizin çaresi bu haritada gizli.”
Kralın hoşuna gitmiş.
“Ne olacak bunlar?”
“Sizi en az sevenler en uzakta olanlar. Yani en dış halkadakiler.”
“Madem en az sevenler en uzaktakiler, onları yok edeyim.”
“Aklınızla bin yaşayın kralım. Her canınız sıkıldığında en uzaktakileri yok edersiniz, olur biter.”
“Tamam, derhal orduyu sefere hazırlayın!”
Kral en uzaktakileri yok etmiş. Tam bir katliam olmuş. Ganimetler alınmış.
Daha içerideki halkalarda bulunanlar yok edilenlerin yok edilmesine yardım ederek kendilerini garantiye almışlar ve alkışlayarak sempati toplamaya çalışmışlar. Aslında hem rahatlamışlar hem de korkmuşlar. Kral, destekleri ve alkışları görünce biraz rahatlamış. En uzaktakini yok etmenin mutluluğuyla sarayına dönmüş. Masanın üzerindeki en uzak halkayı silmiş. En uzaktakiler artık yok diye düşünürken bir de bakmış ki, en uzaktakiler yerinde durmaktaymış. Onları da yok etmeye karar vermiş.
Bu defaki hedef, bir önceki yok etme eylemine en çok yardım edenlermiş. Şimdi yok olma sırası onlara gelmiş. Aynı yöntemlerle onlar da yok edilmiş. Kral seferden dönmüş ve en uzaktaki halkayı silmiş. O da ne? Yok edilmesi gereken en uzaktakiler yine var. O gün yorulduğu için seferi ertesi güne bırakmış.
Sistem aynı şekilde işlemeye devam etmiş. Hep en uzaktaki düşman belirlenmiş, hedef olmuş ve yok edilmiş. Alkışlar, ıslıklar, kutlamalar, yalakalıklar sürmüş gitmiş.
Korku büyümüş. Kralın korkusu ve yok etme eylemine ortak olanların korkusu büyümüş de büyümüş. Devasa bir korku sarmalına dönüşmüş.
Bir sonraki düşman yine en uzaktakilermiş. Onlar da aynı ritüeller eşliğinde yok edilmiş. Alkışlar, ıslıklar… Aylar yıllar geçmiş, düşmanın gözle görülür mesafede olduğu aşamaya gelinmiş. Bunlar en çok destekleyen ve alkışlayanlarmış. Ama yok edilmekten kurtulamamışlar. Çünkü en uzaktakilermiş.
Bir gün kral kendini büyük bir sessizlik içinde bulmuş. Bir de bakmış ki, en yakınındaki en büyük destekçileri en uzak noktadaymış. Çünkü daha uzaktakiler önceden yok edilmiş. Kralın kafası karışmış. Onları yok etmenin kendisi için iyi mi, kötü mü olduğunu düşünmeye başlamış. “Benim bulunduğum yere ve düşünceme en uzakta onlar var. O halde düşman bunlar. Kuralı uygulayıp hepsini yok etmeliyim. Öyle ya, bugüne kadar bu kural sayesinde ayakta kaldım. O halde kuralı uygulamalıyım. Yoksa ben yok olurum.” Ve kral onları da yok etmiş.
Ertesi gün uyandığında tek başına kaldığını görmüş. Canı sıkılmış. “Doğru mu yaptım, yanlış mıydı yoksa…” Başlamış kendiyle savaşmaya. Bir süre kafasının içindeki düşünceler çarpışmış. En yakın düşüncelerle en uzak düşünceler acımasızca savaşmışlar. Ve kaçınılmaz son ile yüzleşmiş. Kral kendini yok etmiş. Böylece krallık da ülke de yok olup gitmiş. Kimse muradına erememiş.
Masalcının notu: İşte yaşam böyle bir şeydir. Korku bir defa bünyeye girmeye görsün. En uzaktakileri düşman görür ve yok etmekten çekinmezsin. Sonra bakarsın ki, en uzaktaki yerinde duruyor. Onu yok edersin yine en uzakta birileri vardır. ‘En uzak’ hep vardır. Öyleyse korkudan kurtulmak gerekir. Çünkü ‘korku’ her şeyi yok eden yıkıcı bir duygudur. Hele bir de ‘güç’le bir arada bulunuyorsa. Sağlıcakla…