Antalya ekonomik olarak savaşa girdi bile diyebiliriz. Sebze meyve üretiminin en önemli merkezlerinden biri olarak, özellikle yaş sebze-meyve ve mermer ihracatında önemli bir pazar olan Ortadoğu ülkelerinin savaş halinde olması, ekonomik olarak belirsizliği getiriyor.
Akaryakıta gelen zamlar üretimin nakliyesinin maliyetini artırırken iç piyasanın da bu pahalılıktan etkileneceği açıkça ortada.
Gıda enflasyonu hızla yükseliyordu, savaş söylentileri, beklentileri bunu hızlandırmıştı. Şimdi savaş başladı durum ne olacak diye bekliyoruz.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) salı günü açıkladığı verilere göre, şubat ayında yıllık enflasyon yüzde 31,53 arttı. Aylık bazda artış ise yüzde 2,96 oldu.
TUİK verilerine göre enflasyonda en yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri şöyle , 'Gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 36,44 artış, 'ulaştırmada yüzde 28,86 artış ve 'konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 42,33 artış olarak gerçekleşti.
Bu üç ana harcama grubu içinde aylık olarak en fazla yükseliş 'gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 6,89 diye açıklandı. TUİK bile gıda enflasyonunu böyle açıklamışken varın düşünün gerçek durumu.
Antalya’da Konyaaltı sahilinde şöyle bir kahve molası vereyim derseniz bu ay kahvelere zam geldi ortalama 150-200 TL bandında seyreden kahve çeşitleri bu ay 200-300 TL bandına çekilmiş. Savaş önce kahveyi vurdu anlaşılan.
Kahveyle başladık güne, pazarlara ne demeli bir de ona bakalım. Taze sebze, meyve bulmak için gidip hüsrana uğruyoruz, geçen ayın bahanesi yağmur, sel, fırtınaydı bakalım şimdi sebze meyveye pahalı da olsa ulaşabilecek miyiz?
Pazar fiyatlarına gelince Antalya gibi meyve ve sebzeyi uzanıp dalından alabileceğiniz bir yerde İstanbul- Ankara’dan daha pahalı olması da garip bir çelişki olarak duruyor önümüzde.
Ramazan geldi kahvaltılık fiyatları uçtu Peynir 700 TL’yi zeytin 500 TL’yi gördü. Şimdi bir de üstüne savaş…
Neyse gıda da durum böyle, peki bu yıl turizmimiz ne olacak. ITB Berlin Fuarına Türkiye olarak çok iyi hazırlanmıştık.
Küresel turizmi yeniden dengeye taşıma arayışıyla 3 Mart’ta başlayan ITB Berlin fuarı, 5 Mart Perşembe gününe kadar dünya genelinden sektör profesyonellerini ağırlıyor. Türkiye, fuarda özel katılımcıların yanı sıra Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) öncülüğünde kurulan 700 metrekarelik pavilyonla temsil ediliyor. Türkiye’den toplam 144 firmanın yer aldığı organizasyonda, 51 kurum milli katılım kapsamında Türkiye’nin turizm potansiyelini uluslararası profesyonellere aktarıyor.(Kaynak: haber.aero)
Ancak fuarda ziyaretçi bulunmadığı söyleniyor, pek çok katılımcının seyahat engeline takıldığından bahsediliyor.
Fuar bile savaşın gölgesinde kalırken biz Antalya’da güvenlik kaygılarıyla Ortadoğu’nun sınırında bir ülkeye gelmeye cesaret edemeyen Batı’yla mı, zaten savaşın içine gark olmuş Ortadoğu’yla mı, yoksa zaten Antalya’yı ikinci vatan yapıp yerleşen Ruslarla’ mı turizmimizi ileriye taşıyacağız. Bu ay nevruz ve İranlı turistlerin bugünlerde Türkiye’ye gelmesi beklenir. Ancak savaş bir ülkeyi değil tüm Ortadoğu ve körfezi içine almış durumda şimdiden. Önümüzü görmek çok zor.
Ayrıca Antalya pek çok yabancıyı ağırlayan, onların yaşama alanı olan bir şehir, İran ‘dan kaçmak isteyenlerin ilk aklına gelen yer olacağı da kesin.
2026 yazı bize gıda enflasyonu dışında ne getirecek bekleyip göreceğiz…
Oteller açılmazsa işsizlik, turist gelmezse ekonomik darlık, neyse güzel düşünelim, güzel olsun bu durumlar yaşanmasın. Kaygılarımız boşa çıksın.