Aydın’dan çıktıktan sonra da Büyük Menderes Ovası, her anlamda genişleyerek batıya doğru ilerliyordu. Genişleyerek diyorum, çünkü ova genişliyor, yol otobana dönüşerek genişliyor, ürün çeşidi, verimi, yeşili kısacası her şey gelişerek, genişleyerek, güzele ve keyfe dönüşerek yol boyunca ilerliyordu.

Yerleşimler genellikle ovanın Güneyinde Menteşe ve Kuzeyindeki Aydın dağlarının yamaçlarına serpiştirilmiş ama ovaya ve anayola doğru bir ilerleyiş içindeydi. Bilmiyorum bu durum, bölge yöneticilerinde ovanın korunması gibi bir kavramı gündeme getirmekte miydi?

Yoksa buralar da Çukurova, Sakarya ve Bursa ovaları gibi yerleşim ve sanayi alanlarına mı dönüşecektir? Doğrusu doğaya yaptığımız her çıkar amaçlı ve bilinçsiz saldırının, artık kâr hanesine yazılmayıp zarar hanesine yazılmaya başlandığı, küresel felaketlerin yaklaştığı bir dünyada, sorumluluklarımızın da artmış olması gerekir diye düşünüyorum.

Bugün yıkattığımız arabalarımızın üstünü sabahları çamurlu buluyorsak, doğayla ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmek ve Büyük Menderes Ovasına buna göre davranmak zorundayız.

Narenciyesi, tahılı, çileği

Ürünün bin bir çeşidi.

Belki de Menderes Yeşil ile mavinin

Toprakla suyun bileşimi.

Siyasi tarihimizden bir sayfa ki

Burkar içimizi.

De ki suyun mavisidir

Ovanın yeşili Menderes.

Belki pamuk işçisinin çilesi!

Yoksul bir yolcu bile olsam

Geçerken içinden otobüsle

İnsan zengin hissediyor kendini.

Aydın’dan İzmir yönüne ilerledikçe, otoyol kuzey batıya yönelerek, Aydın dağlarına doğru yaklaştıkça, ova solda uzaklaşan Menteşe dağlarında sonlanıyor ve sanki vidası Denizli’de bulunan bir makasın ağzı, denize açılıyordu. Dağların etekleri ve yakın tepeler, kimi düzenli, kimi doğal hep zeytinlik, her tepe, her dağ bir zeytin dağıydı. Derken bir anda, tepelerin arasında, İzmir’e yaklaşırken yol bitti.

Önümüzde Selatin tüneli diye bir tüp belirdi. Doğrusu 3018 metre uzunluğunda, üç şeritli, teknoloji harikası bir şeydi. Adını yakınındaki Selatin Köyünden alan tünel, cumhuriyetin 75. yılında -1998’de- tekyönlü olarak açılsa da çift yönlü olarak Nisan 2000 yılında açıldığı zaman, Türkiye’nin en uzun tüneliydi. Uluslararası standartlarda, üç gidiş ve üç geliş olarak açılan 75. Yıl Selatin Tünelinde egzoz gazları ve aydınlatmayı otomatik olarak ölçen ve artan egzoz gazlarını dışarı atan cihazlarla, tünelin tamamının görülmesini sağlayan kameralar ve acil durumlarda tüplerden birisinin kapanması halinde öteki tüpe geçiş sağlayan baypaslar da varmış.

Geliş ve gidiş olarak toplam uzunluğu altı kilometreyi geçen tünel bir bakıma Büyük Menderes Vadisinden Küçük Menderes Vadisine geçişi de sağlıyordu. Ancak yol burada ovayı dikine keserek ve yerleşimlerin uzağından geçiyordu. Bu yüzden kısa sürede İzmir’e vardık.