Spor, evrensel ve toplumsal kazanımlar elde etmemize olanak sağlayan ve değerlerimizi geliştiren, koruyan, her derdimize deva olan bir yaşam iksiridir.
Güzel sanatlara eğilim gösteren, müzik ve resimle ilgilenenler, meslek olarak edinenleri alkışlıyorum.
Bu dallarla yaşamını şekillendiren ve sürdürenler, olumlu işler ürettikleri gibi kayda değer izler bırakmaktalar evrene...
Sporcu olma niyetine giren bir insan, herhangi bir sportif branşa yönlenir ya da yönlendirilir ve katılım sağlarsa, "insani ve sosyal bir adım" atmış sayılır. Spora atılan ilk adım sayesinde, yaşam kalitesinde büyük avantajlar elde edilebileceğini ve saygı ve sevgi dolu bir yüreğe sahip olunacağını söylüyor, gelişim uzmanları...
Yol gösterenim, babamdı...
Sayesinde uzun yıllarımı spora ve futbola adadım.
Okul yıllarımda, beden eğitimi derslerine heyecanla, şevkle katıldım.
Eğitim, öğretim ve eğitimcilik hayatımda, ilk değerli ve anlamlı adımımı, beden eğitimi ve spor alanında öğrencilik hakkı kazanarak attım. Dört yıl da spor eğitimi aldım.
Son aşamamı da, akademik manada, spor okutmanlığı payesini almakla yaşadım.
Futbol antrenörlüğü ile ilgili yaşam kesitimde, elde ettiğim en son titri ise; UEFA Teknik Direktörlük lisansı alarak kazandım. Spor benim iyi yerlere gelmemde etkin rol oynadı. Sporculuğun yararlarını hep hissettim. Statü ve makam düşkünlüğüne asla kaptırmadım gönlümü.
Nerede bulunursam bulunayım, hangi görevi yaparsam yapayım, süremin dolduğu hissine kapıldığım anda dostlarla vedalaştım. İstenmeyen yerde durma gibi bir ısrara girmedim. Görevi tevâzu ile bıraktım. Bayrağı, daha iyi taşıyacaklara teslim ederek ayrıldım. Üniversiteliliğimi de, kulüplerdeki antrenörlük dönemlerimi de, TÜFAD ailesindeki görevlerimi de saygın şekilde bitirdim. Hiçbir dönemde ismimin başına bir sıfat eklemeyi düşünmedim.
Eski başkan, eski teknik direktör, eski öğretim görevlisi gibi girizgahla başlayan ve dönemimde yapılanları övenlere teşekkür ettim. Fakat övgünün abartılı hale gelmemesi için konu değiştirdim.
"Öğretmenim ya da Hocam" diyenleri pek sevdim. Bana "Spor Adamı" diyerek söz hakkı tanıyanlara şükranlarımı sundum, minnet duygumu hiç kaybetmedim. Dost ortamlarında, bulunamadığım günlerde duygu dolu anılmanın yeterliliği her zaman gönlümü okşadı.
Böylesi bir gurur yetti de arttı bana...
Çoğunlukla gönüllülük ilkesiyle tüm sporlara ilgisi olan ve içten bir yaklaşımla her spor branşının peşinde koşan bir spor paydaşı olma amacını güttüm.Rahmetli babacığım ve amcam, sportmen kişide olması gerekenleri böyle anlatmıştı bizlere...
Sporcu yaşamda sadece başarı elde etmez, kaybeder de! Centilmen kalmak çok çık önemliydi...
Her sonuçtan ders almak ya da dersler çıkarmak tecrübe kazanımında etkiliydi...
Örnek insan olabilmek ve öyle de kalabilmek için mücadele vermek gerekliydi. .
Saygı, sevgi, paylaşım, dayanışma ve hoşgörü gibi erdemler spor sayesinde kazanılmaktaydı...
Çağımıza uygun seviyede ve koşullarda spor yaparak, fizyolojik, sosyolojik, sportif ve sosyo kültürel gelişimi sağlamak mümkün! Sporun yararları inkar edilemez. Hangi branşın sporcusu olursak olalım, temel spor branşlarından etkili bir şekilde yararlanmak ön koşul olmalı...
Yani; Atletizm, Yüzme ve Cimnastik olmazsa olmaz branşlardır.
Ki; bu branşlar, çocuk ve genç eğitiminin, temel dönemlerinde çok etkilidir.
Tavsiyelerimi, insanlık alemine ve toplumumuza kazandırdığı faydaları gördüğüm için yineliyorum.
Bilindiği gibi Güreş, Judo, Taekwondo, Karate, Boks, Masa Tenisi, Badminton, Tenis branşları olimpik sporlar...
Ayrıca Dünya'da da, ülkemizde de ilgi duyulan branşlar...
Yazımın bu bölümünde bir önemli detayı vurgulamak isterim.
Özellikle her toplumda olduğu gibi bizde de en fazla ilgi duyulan sporlar, top ile oynananlar.
İlginç ama gerçek, herkes, hepimiz göğe çıkan, zemine vuran, zıplayan, yuvarlanan, bazen tutulan bazen de elden ayaktan kaçan topun peşine canhıraş şekilde takılmaktayız.
Ne gariptir ki; kitleleri ardından sürükleyen bu önemli spor branşlarının en güzel ve en cezbedici materyali TOP...
Topun alev topuna dönmesini asla istemiyorum... Kaygılı olduğum için bunu yazdım. Elbette topla oynanan oyunların, en fazla cazip olanı futbolu hor kullanıyoruz.
Maalesef, birçok oyunun sevecen yuvarlağı olan irili ufaklı topların, önüne engeller koymaktayız.
Sadece oyun gereği ve pozisyon icabı verilen kararlarda, ofsayt, taç, manşet hatası, antene değme, hatalı sürme, inişte iken müdahale gibi durumlarda, top dinlenmektedir...
Top tatil edilen oyunda hakemin elinde soyunma odasına gitmemelidir...
Her semte, her mahalleye tesis inşa etmemek, yapılan tesisleri de korumamak büyük noksanlarımızdan.
Bu branşların antrenörlerine ve oyuncularına eğitim vermek zorunluluğumuz olmalı.
Sadece başarıya endeksli şartlandırmalarla eğitmemeliyiz evlatlarımızı.
Futbolu yönetenleri de, "yönetici, hakem ve diğer paydaşlarımızı" iyi yöneten, standart uygulamaları yapan kişiler haline getirmek önceliğimiz olmalıdır...
Bu durumları izliyor ve görüyorum ki kaygı duymaktayım!
Anlayacağınız!!!Santraya konulan, servis ile diğer alana gönderilen ya da hava atışı ile sahiplenilip ardından koşulan o yuvarlak çok farklı engellerle karşılaşmakta!!!
Özellikle, spor kültürümüzü yerleşik hale getirebilmek için, eğitim her kademede planlı, programlı olarak ele alınmalı...
Her okul dönemi için müfredatlar hazırlanmalı...
Centilmenlik ve Saygı, her yaş grubunda, olmazsa olmaz olarak kabul görmelidir.
Hoşgörü, Dayanışma, Paylaşım sevgi dolu biçimiyle yüreklere işlenmelidir...
Amatörün cefakarları, uzun yıllardır vefa duygusuyla bağlılıklarını gösterdikleri bu branşlarla Amatör Sporumuz'a gerçek bir temel oluşturmuşlardır. Eksikleri gidermemiz, kendimizi güncellemeye tabi tutmayla mümkün olacaktır.
Bu temelin sağlam olduğunu iddia edemem!
Atatürk'ümüzün sporcuyu tanımlarken vurguladığı erdemlerden bir tanesini bile gözardı etmemeliyiz.
Zeki, çevik olmalıyız ancak ahlaklı kalarak tüm özelliklerimizi taçlandırmalıyız...
Atamız'ın uyarısına kulak vermeli, gösteriş için beden eğitimi ve spor etkinliği yapmamalıyız.
Türkiye'de, amatör sporumuzun, lokomotifi olan, Futbol, Basketbol, Voleybol, Hentbol branşlarına değer vermeli ancak, bu branşların yapısal sorunlarını da gidermeliyiz.
Okul sporlarına, kulüp faaliyetlerine katılımı arttırmalı sayısal açıdan artışın yanında kalite bakımından güçlü konuma getirmeyi sağlamalıyız.
Sağlıklı ve esen kalın...