Hinterlant daha çok limanlar için kullanılan bir sözcük olup Limanın arkasında hizmet verdiği alan, bölge anlamındadır ve art ülke ya da ardel olarak da adlandırılır. Her liman belli bir bölgeye hitap eder.

Yani bir bölgenin mal ve hizmetlerinin toplanıp dağıtıldığı yerdir. Antalya müzesini de bir liman olarak düşünecek olursak Likya, Pamfilya ve Pisidia coğrafi bölgelerinin tarihi geçmişinin toplandığı bir liman olup dağıtım alanı ise tüm dünya ve insanlıktır diyebiliriz.

Olaya bu biçimde tarihsel açıdan baktığımız zaman Antalya’nın tarihsel hinterlandı on binlerce yıllık bir derinliğe sahiptir. Özellikle Antalya’da bulunan çok sayıda mağarada insanlık tarihinin en eski taş çağından günümüze dek izlerini gözlemek olanaklıdır.

Özellikle bunlardan KARAİN mağarası dünya yaşam tarihinin seceresi gibidir. Yapılan araştırmalar, bu mağaranın günümüzden 150-200 bin yıl kadar öncesinden beri kesintisiz yerleşim yeri olarak kullanıldığını göstermektedir. Alt Paleolitik Dönem’ den Roma Dönemi'ne kadar yerleşim görmüş olan mağaranın içinde 11 metre yüksekliğinde bir kültür katmanı oluşmuştur.

Türkiye'nin içinde insan yaşamış ve yine içinde bölgenin canlı yapısıyla ilgili bilgi veren hayvan ve bitki kalıntılarının da bulunduğu en büyük ve en eski mağaralarındandır. Anadolu’da bilinen en eski insan kalıntıları burada bulunduğu gibi buradan çıkarılan sanat eserleri de Anadolu sanatının en eski örnekleridir.

Yeryüzündeki Paleolitik mağaraların çoğu sadece bir dönemi temsil ederken Karain Mağarası Alt, Orta ve Üst Paleolitik olarak kesintisiz bir katmanlaşma göstermekte olup bu durum Avrupa ile Yakın Doğu arasındaki bağlantıları ve göç yollarıyla ilgili fikir vermesi açısından da çok önemlidir. Antalya’daki daha başka mağaralarda da insanlığın geçmişine dair izleri izlemek olanaklıdır. Bunların başlıcaları ise Öküzini mağarası Beldibi ve Belbaşı mağaralarıdır.

Öküzini Mağarası'nda, Paleolitik (Eski Taş veya Yontma Taş Çağı) döneme ait buluntular, yaklaşık 18.000 yıl önce başlayan en erken yerleşimlerin Son Paleolitik Döneme kadar sürdüğü ve hemen ardından da Neolitik Döneme (Yeni Taş, Cilalı Taş Dönemine) geçişlerin yaşandığı görülmektedir.

Beldibi Mağarası'nda yapılan kazılarda, Mezolotik (Orta Taş, Yontma taş çağı) kültürlerini içeren toplam altı tabaka tespit edilmiş olup, üst Paleolitik ve Mezolotik döneme ait çakmaktaşı aletler bulunmuştur. Kaya altı sığınağının duvarlarında ise şematize edilmiş insan, dağ keçisi ve geyik resimleri bulunmaktadır

Belbaşı: Antalya ilinin Elmalı ilçesine bağlı Göltarla köyünün kuzeyinde yer alan BELBAŞI mağarasında geç Paleolitik/Mezolitik döneme ait ve erken neolitik dönemi de kapsayacak biçimde bulgulara rastlanmıştır.

Elbette daha başka mağaralar olduğu gibi tarih çağlarına ait eserler de bu müzede toplanmıştı. Tarih çağlarında da Antalya ili sınırları içinde Anadolu Tarihinin en önemli en görkemli ve en ilginç tarih olayları yaşanmış olup bunların belgeleri de Antalya müzesindeydi.

Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse Ksantos’un Pers işgaline direnişi ve toplu intiharı, Büyük İskender’in Termessos kuşatması, Pers ve Helenistik dönemlerin arkasından Roma ve korsanlar çağı, Roma’nın yıkılışıyla ticaretin çökmesi ve Akdeniz’in önemli ticaret limanlarının gözden düşmesi, Arap saldırıları, Bizans ve Türk tarihi dönemi ve daha niceleri. Antalya’nın tarih çağlarında yaşanan olaylar olup elbette ki bunlar ciltler dolusu kitapla anlatılamayacak kadar çok bilgidir.

Ve insanlık tarihinin en eskiden en yeniye tüm dönemlerine ait bilgiler veren bu eserler Antalya müzesinde sergilenmekteydi. Şimdi belirsiz bir zaman için depolara hapsedildi.