Müzelerin yıkılması veya kapatılması kadar önemli başka bir husus da açık vaziyetteki müzelerin işletilmesidir. Biz sanıyoruz ki, güzel bir müzenin geniş sergi salonlarında çok ilginç eserlerini sergilersek herkes gelip bakacak.
Maalesef yok böyle bir şey. Bilgi ve sunum olmaz ise sizin en ilginç eserlerinize bakan olmaz. Ülkemiz bunun en güzel örneğini 1980 ve 90’lı yıllarda turizm ve otelcilik alanında yaşadı. Dünyanın en güzel sahillerine dünyanın en güzel otelleri yapıldı ama gelen giden olmadı. Çünkü, işletme bilgisi ve yetişmiş işletme elemanı yoktu. Otel çok lüks, çok temiz, ama kapısından çıktığınız anda çevre çok pis. Nitekim zaman içinde otel işletmeciliği alanında teknik elemanlar yetişti, işletmecilik öğrenildi, temizlik sorunu bir ölçüde sağlandıktan sonra oteller dolup taştı.
İşte ülkemizdeki müzecilik de aynen otellerimizin 80-90’lı yılları gibidir. İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya gibi büyük kentlerde 8-10 müze dışındaki taşra müzeleri bomboş olup yıllık ziyaretçi sayıları Amsterdam’daki sıradan bir müzenin bir haftalık ziyaretçi sayısını aşmamaktadır. Bilgi ve yetişmiş personel de olmasına karşın sunum (pazarlama) sıfırdır.
Çünkü müzeye vardığınız zaman görevli açıkça söylemese de yüzünden ve davranışlarından şu cümleleri okumamanız olanaksızdır.
“Niye geldin be adam? Başka işin yok muydu? Müze gezmek senin neyine gerek?”
On sene kadar önce ziyaret ettiğim bir müzede görmüş olduğum buna benzer bir ilgisizlik üzerine şunları yazmışım.
Tarih, insanlık hafızasıdır ve ondan ders alınıyor ise bir anlamı vardır. Bu yüzden çok zengin bir tarih hazinesine sahip olmak, faydalanılıyorsa övünç, faydalanılamıyor veya insanlığın faydalanmasına sunulamıyorsa, hatta depolarda saklanıyorsa utanç kaynağı olarak kabul edilmelidir.
Bizim gibi demokrasinin D’sinden öte geçememiş ülkelerde memurun görevini yapması konusunda en önemli sorunlarından birisi de yasalarla uygulamaların farklı oluşudur. Gelişmiş demokrasilerde memur görevini yasalara uygun biçimde yapar. Bundan dolayı hiçbir haksızlığa uğramayacağını bildiği için başındaki amir başka bir şey istese dahi memur, amirin dediğini değil yasaların dediğini yapar. Bizde ise başındaki amir ne isterse onu yaparsın. O da zaten partinin oradaki temsilcisi pozisyonunda olduğu için ülke çıkarları değil parti çıkarları ön plana çıkar.
Yani en başta bakanlıktan başlayarak yönetim kademelerinde, ülke çıkarları, tarihin ortaya çıkarılması, toplanıp sergilenmesi alanlarında bir canlanma başlamalı ki sıra sunum yapacak personelin eğitimine gelsin, diyebilirsiniz. Ama son aşamada sunum en öne geçiyor.