Bayram geldiğinde yarım yüzyılı yaşamış büyüklerimiz hemen nerede eski bayramlar söylemine başlarlar. Aslında nerede eski yaşam demek gerekiyor. Her şey, dünya, ilişkiler, doğa, zihinlerimiz, alışkanlıklarımız, dünyaya bakışımız daha pek çok sıralayabileceğimiz şeyler değişti.
Bir bayramı daha bitirdik. Bayram artık yalnız sosyal medya mesajlarıyla, whatsupp gruplarında, dijital olanaklarla online görüşmelerle geçiyor. Kimse fiziki bir bağ istemiyor. Tüm bunlar büyükşehirlerde böyle yaşanırken çevre illerimizde, küçük köy ve kasabalarda hala birebir ziyaretler, ortak ritüeller sürüyor. Onlar internetin olmamasından, teknolojik aletlere erişememekten şikâyetçiyken, ellerinde her tür olanağı olanlar da dijital ortamın yalnızlaştırmasından şikayet ediyor.
2026 yılı geldi şükür 2025 bitti dedik rahatladık. Pahalılık afetler, değişen iklim koşulları, politik gerginlikler yıl boyu kasıp kavurdu bizleri. 2026 umut oldu ama savaşların gölgesinde kalacağımızı düşünmeden de edemiyorduk. Mart geldi kaynayan Ortadoğu’da savaş patladı. Gazze’de hızını alamayan İsrail Amerika’yı da arkasına alarak İran’a savaş açtı. Amerika zaten Venezüella’yı savaşsız hizaya sokup, Hindistan’a yaranmak için Pakistan Afganistan’ı birbirine düşürmüştü bu arada.
Savaş devam ediyor, Irak, Suriye şimdi de İran savaşın tüm yaralarıyla boğuşurken, diğer ülkeler de bundan nasıl nemalanacaklarının peşinde. Öyle ya yeni yollar, köprüler, limanlar yapılacak bunlar için iş kapma yarışları gündemde. Doğunun Paris’i denen Beyrut 2020 yılında en önemli ekonomik gelir getiren Limanından yara almıştı hatırlarsanız. Beyrut Limanı'ndaki yıkıcı patlama, 4 Ağustos 2020 tarihinde gerçekleşti. Limandaki bir depoda yıllardır tutulan 2.750 ton amonyum nitratın infilak etmesi sonucu meydana gelen bu olay, 200'den fazla kişinin hayatını kaybetmesine ve şehrin büyük bölümünün harabeye dönmesine neden olmuştu. Beyrut’u yeniden kurmak için hemen harekete geçti körfez ülkeleri. Şimdilerde tüm Lübnan harabe oldu, İsrail İran savaşının perde arkasında Lübnan’ı yerle bir etti. Kara harekatı başlattı. İnsanları göçe zorladı. Bunu da unuttuk hemen daha doğrusu TV yayını ve internetten izlerken tıpkı 90 sonrası olan savaşlarda olduğu gibi yabancılaştık. Gerçekliği kaybettik. Sorgulamaz olduk. Yanı başımız yanıp tutuşurken biz Bayram tatilinde nereye gideceğimizin derdine düştük. Gerçi artık ekonomik olarak tatil imkânına sahip olanların sayısı epey az olsa da yaşadığımız günlerin bilincinde olanlar da pek az.
Bu bayram 30 gün Ramazan ayında dini vecibe olarak orucunu tutanların kendi iradelerine sahip olmalarını kutladıkları bayram…
Müslüman dünyasının önemli günlerinden Ramazan ve sonunda yaşanan bayramın amacı birlik, beraberlik, barış, affetme, yardımlaşma olması gerekirken, kin, çıkar ve ölüm dolu günler yaşanıyor. Enerji savaşları artık dur durak bilmiyor. Körfez ülkeleri Amerikan sermayesi ile büyümenin, petrol kaynaklarını batının emrine açmanın karşılığında, İran- İsrail- ABD savaşından nasibini alıyor.
Bir bayram daha geliyor ve bayram tadında yaşanamadan geçiyor. İnsanlık kan ağlıyor. Savaşarak kazanılacağı umulan çıkarlar aslında hiç yoklar çünkü savaş yalnızca savaşanları değil tüm dünyayı vuruyor.
İnsanlık birbirini yerken, iklim krizi kapıdayken, yarısı makine çipli köleler üretilirken gelecek bayramlarda savaşmadan bayramlaşmak dileğiyle , kurban bayramında insanlığın kurban edilmemesi umuduyla.