Görme duyma konuşma düşünme
Geçen gün bir karikatüre rastladım. Çok etkilendim. Tüm anlatamadıklarımızı, sürekli söyleyip, yazdıklarımızı üzerine makaleler kitaplar yazılacak bir konuyu anında tüm ayrıntılarıyla anlatabilen, insanın yüzüne adeta çarpan karikatürlerden biriydi.
Karikatür, gerçeği birebir kopyalamak için değil; gerçeğin içindeki çelişkiyi, abartıyı ve ironiyi görünür kılmak için çizilir. Bir yüzü büyütür, bir sözü eğip büker, bir durumu sivriltir. Çünkü bazen hakikat, düz anlatıldığında duyulmaz; ama çarpıtıldığında fark edilir. Bir çizgi, uzun bir makalenin yapamadığını yapabilir. Bir abartı, saklanan gerçeği açığa çıkarabilir.
İşte bu karikatür de bunu yapmıştı. Ne yazık ki çizerini şu an anımsamadığım karikatürde 4 maymun birincisi gözleri kapalı (görmedim) ikincisi kulakları kapalı ( duymadım) üçüncüsü ağzı kapalı (bilmiyorum ) maymunlarıydı hep deriz ya 3 maymunu oynuyor diye. Ama bu sefer dördüncüsü de vardı ne görüyor, ne duyuyor, ne konuşuyor ne de düşünüyor olan telefonuna bakan maymun.
Evet artık üç maymunu da geçip düşüncelerimizi de kaybetmiş durumdayız. Yaşam akıllı telefon ekranlarında sürüyor gibi. Herkes başı önünde, gözler telefon ekranlarında pür dikkat ya kaydırıyor, ya paylaşıyor, ya oyun oynuyor artık bu dünyada değil gibiler. Düşünmüyor, görmüyor, duymuyor, konuşmuyorlar.
Sabahları toplu taşıma araçlarına bindiğinizde, kafasını telefonuna gömmeyen bir kişiye bile rastlayamıyorsunuz. Yaşı kaç olursa olsun, mesleği ne olursa olsun ya da cinsiyeti fark etmiyor. Tek ilgi alanı telefonlar. Bu yalnızca sabahları da değil günün her saatinde böyle.
Restoranlara gidildiğinde bir iletişim olur, ailecek ya da arkadaşlar konuşup, gülerlerdi. Şimdi herkes kendi telefonunda, ya da telefondan bir diğerine bir şeyler gösterir halde rastlıyorsunuz insanlara. Bu bir iletişim hali olmasa gerek. Gerçi telefonlar bir zamanlar iletişin aracıydı ancak şimdi iletişimi koparma aracı oldular.
Artık çoluk çocuk, genci yaşlısı dijital bağımlılık geliştirdik. Bu bağımlılıktan kurtulmak mümkün mü bilemiyorum ama günümüzün çelişkilerini ortaya çıkaran bir haber var.
Neyse gelelim sadede; şimdi bu durumu gayet güzel anlatan, insani özelliklerimizi akıllı telefonlarda kaybettiğimizi anlatan bu karikatürden yola çıkmışken bu ilginç davadan da bahsetmek istiyorum size.
BBC ‘nin haberine göre, dünyanın en büyük teknoloji şirketleri Meta ve Google'ın çocuklarda dijital bağımlılık yaratmakla suçlandığı tarihi dava ABD'de görülmeye bu ay başlamış.
Ülke genelinde aynı şikâyetle açılan 1.000'den fazla davanın ilki Los Angeles'ta 4 Şubat'ta gerçekleşmiş. Meta'nın patronu Mark Zuckerberg de jüri karşısında ifade vermek için 18 Şubat'ta yani dün mahkemeye geldi.
Bu sorgu bir teknoloji milyarderinin böylesi bir davada ilk kez mahkemeye çıkması anlamına geliyor. Altı hafta sürmesi beklenen dava, teknoloji şirketlerini özellikle sosyal medya platformlarının gençler üzerindeki etkisi sebebiyle sorgu altına alan ilk yasal süreç olması bakımından önemli görülüyor.
Davanın merkezinde isminin baş harfleri olan Kaley G.M. olarak tanıtılan 20 yaşındaki kadın var.
Kaley bu platformlar sebebiyle kaygı, vücut algısında bozukluk ve intihar düşünceleri gibi ruh sağlığı problemleri yaşadığını iddia ediyor…
Bizim gençlerimizde ve çocuklarımızda da zaman içinde bu problemler oluştuğunda biz de Zuckerberg’i mi suçlayacağız acaba?