Hayat sana “iyi insan ol” dedi mi hiç?

Demiştir.

Okulda öğretmen dedi.

Evde anne. Sokakta komşu. Herkes dedi.

“İyi ol, doğru ol, dürüst ol, adil ol.”

Yani güzel cümleler işte…

***

Ama sonra büyüdük.

Ve anladık ki, iyiler genelde sadece hikâyelerde kazanıyor.

Gerçek hayatta dürüst olan ay sonunu zor getiriyor.

Sessiz olan duyulmuyor.

İyi olan eziliyor.

***

Bu çağın en geçerli para birimi vicdan değil çünkü…

Etki. Güç. Görünürlük.

Bir nevi dijital kabadayılık. Özellikle sosyal medyada…

***

Beş asır önce bir düşünürün dediği gibi: “İnsanlar seni sevdiği için değil, senden korktuğu için kurallarına uyar.”

Biz anlamamışız.

Hâlâ kalp emojisiyle hayat kurtaracağımızı sanıyoruz.

***

Yani kusura bakmayın ama çağımızın sloganı artık “İyi insan olma, etkili insan ol.”

Hani o trafikte sinyal verip sabırla bekleyen?

O artık sadece dikiz aynasında bir detay.

***

İş yerinde herkesle iyi geçinen?

Eh, fazla uyumlu diye terfiye uygun görülmez.

***

Kısacası: Güçlüysen dinlenirsin.

Yükselirsen sevilirsin.

Ama iyiliğinle değil, gölgenle var olursun.

***

Ama dur! Hemen gam yüklenme.

Çünkü bu düzenin panzehiri de senin içinde.

Her ne kadar “korkulmak sevilmekten evladır” denilse de, unutma ki; tarih sadece güçlüleri değil, onurluları da yazar.

***

Ve neticede, şu soruyu sormadan geçmeyelim:

Peki, iyi insanlar hep kaybeder mi?

Belki kısa vadede evet.

Ama uzun vadede değil.

Çünkü zaman, kötüyü çabuk tüketir; iyiyi yavaş yavaş yüceltir.

Sonuçta kazanan kişi değil, duruş olur.

***

Makbul olan hangisi diye sorarsanız,

Korkulan değil, hatırlanan olmak.

Güçlü değil, saygı duyulan olmak.

Yani evet; zor olan ama erdemli olan.