Cumhuriyet Halk Partisi, çok kıymetli bir evladını daha yitirdi.


Partimizin kurucu üyelerinden, önceki dönem Antalya Milletvekilimiz ve İl Başkanlarımızdan, benim de yıllarca yol arkadaşım olan Gürkut Acar’ı kaybettik.

Yalnızca bir siyasetçiyi değil, omuz omuza mücadele ettiğimiz, örgütü her şeyin önünde tutan, ilkelerinden asla ödün vermeyen bir Cumhuriyet sevdalısını yitirdik. Acımız tarifsiz.

Gürkut Abimle defalarca aynı il yönetimlerinde yer aldık. Onun mücadele azmini, dürüstlüğünü, çalışkanlığını yakından gördüm. Ama asıl iz bırakan, 1970’li yıllarda, henüz siyasete yeni yeni adım attığımız günlerde anlattığı o hikâye olmuştu benim için.

Yıl 1974. CHP iktidarda; Genel Başkanımız Bülent Ecevit Başbakan, Antalya’da Selahattin Tonguç belediye başkanı. Gürkut Acar ise henüz genç bir il başkanı olarak görevde. Gençliğin verdiği enerjiyi sırtına almış, partinin en az oy aldığı bölgelere yönelmiş: Hurma, Kumluca, Kemer, Hisarçandır… Yol yok, elektrik yok. Devletin elini henüz uzatmadığı dağ köyleri.

Ankara’dan aldığı siyasi gücü örgütle birleştirip, o bölgelere yatırım kararları aldırmıştı. Ama masa başından değil bu. Gerçek anlamda dağlarda yatarak, iş makineleriyle sabahlayarak, mühendislerle birlikte kazma sallayarak, elektrik direği diken işçilerle birlikte kablo taşıyarak yapılmış bir mücadeleydi bu.

O yıllarda bu bölgeler, CHP'nin en zayıf olduğu yerlerdi. Ne bir afiş asılabiliyor, ne de bir konuşma yapılabiliyordu. Gürkut Abim, her geceyi başka bir köyde geçirir, sabahları işçilerin arasında, akşamları köylünün sofrasında olurdu. 1977 seçimlerine geldiğimizde, CHP Antalya’da adeta bir oy patlaması yaşadı. Ama ne gariptir ki, hizmet için gecesini gündüzüne kattığı o bölgeden yine umduğu desteği alamamıştı.

Bir gün bana dönüp şöyle demişti:

"Bak kardeşim, siyaset sadece hizmet değil. İnsanların gönlüne girmediysen, yaptığın işin anlamı olmaz. O hizmetin gerçek anlamı, insanlar seni yüreğinde taşıyorsa olur. Bugün orası birinci parti olduysa, hizmet kadar yüreklere girmenin de yolunu bulduğumuz içindir."

İşte benim ilk siyasi dersim oydu. Gürkut Acar’dan öğrendim; siyasetin asfaltla, direkle, tabelayla değil, insanla yapıldığını.

Gürkut Abim, bu partinin çimentosuydu. İlkesizliğe geçit vermeyen, halktan kopmayan, inandığı yoldan şaşmayan bir dava insanıydı. Yalnızca bir milletvekili ya da il başkanı değil, bu partinin en zor zamanlarında örgütü ayakta tutanlardan biriydi.

Onu tanıyan herkes bilir: O, ne makamı ne koltuğu severdi. O, partisini, örgütünü ve halkı severdi.

Onun anısı, sadece geçmişin değil, geleceğin de yol haritasıdır. Siyaseti yalnızca kişisel ikbal olarak görenlere inat, örgütüyle, halkıyla omuz omuza yürüyen bir ömürdür Gürkut Acar.

Ruhu şad olsun. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.