Merhaba, Yine bayram sabahına uyanacak çocuklar, yataklarının başucunda yeni kıyafetleriyle.
Büyüdüğümden midir bilmiyorum ama bütün bayramlarda nemli gözlerle geziyorum. Önce kendi çocukluğumu özlüyorum. Ve ardından annemin hüznünü hatırlıyorum. Annesine veda eden çocuk edasıyla hep ağlardı bayramlarda.
Eskinin bayramlarında çocukluğun ayrı bir keyfi mi vardı, yoksa bana mı öyle geliyor bilmiyorum. Biz yollarda top oynayan, sokağa çıkmaktan keyif alan çocuklardık. Sek sek oynardık. Gazoz içer serinlerdik. Hiç akşam olmasın isterdik. Ama anne sesleri, çocuk isimlerine karıştığında anlardık. Yine akşam olmuş. Heyecanla veda ederdik arkadaşa ve okuldan sonra buluşmak için sözleşirdik. Anlatacak ne çok şey vardı birbirimize…
Henüz hüzne bulanmamıştı yüreklerimiz, çocuktuk. Bayrama günler kala aile boyu alışverişe giderdik. Evin en küçüğü arabada seyahat ederken, trafik ve insan kalabalığı yüzünden yürüyemezdik yollarda. O yıllarda şeker pazardan ya da bayram tezgahlarından alınırdı. Markayı kimse umursamazdı, şekerdi işte. Pandemi döneminde kıymete binen kolonya ise hemen her evde başköşede dururdu. Sadece bayramlarda değil her zaman kıymetliydi kolonya. Ailemizin parası yettiğince ve hatta taksitle kimi zaman, yenilenirdik bayramlarda.
İşte o bayramlardan birinde kırmızı ayakkabılarımla buluştum. Ailemin taksitle alış veriş yaptığı ayakkabı dükkanına girer girmez karşılaşmıştım onunla. Annemle hafif bir inatlaşmadan sonra kırmızı ayakkabılarımla eve doğru yürürken o kadar mutluydum ki! Sanıyorum o sene bayram kışa denk gelmişti. Annemin kendi elleriyle, itinayla ördüğü el işi elbisemi ve kırmızı ayakkabılarımı yatağımın başucuna koymuştum. Ama sabah bir türlü olmuyor, bayram başlamıyordu. Çocukluk işte, tabii ki sabah oldu, uyandık neşeyle, giyindik kuşandık keyifle… Ve sonrasında komşular, tanıdıklar ve akrabalar arasında mekik dokumaya başlar, şekerler tatlılar yenir, hoşça sohbet edilirdi. Samimiyet vardı.
Biz çocuklar, ilerleyen saatlerde buluşur ailelerimizden ayrı, kapı kapı dolaşır el öperdik. Büyüklerimiz buna çok kızardı ama yine de yapardık bunu. Şeker ve mendil arasına sıkıştırılmış paralar toplardık. Saatlerce gezerdik. Yeni ayakkabılarımız ayaklarımızı vurup, uykumuz gelene kadar.
Çocukların hep güldüğü bayramlarda, büyükler çoğu zaman hüzünlü olurlardı. Elimizde çiçekler “ hiç tanıyamadığımız büyük nineyi “ ziyarete giderdik, sessizlerin diyarında. O zamanlarda ne olduğunu algılayamazdık, aklımız sokakta ki arkadaşlarımızda ve şekerlerde olurdu. Büyüklerimiz için hayrattan su doldururduk, yeni ekilen çiçeğe can suyu olsun diye. Sonra bizde dualar ederdik küçük ellerimizle. Ve çok amin derdik, ağzımızda ki kocaman şekerle.
Yıllar geçti ve biz eskinin bayramlarını hiç unutmadan şimdinin bayramlarını yaşamaya başladık. Sessizlerin diyarına yalnız gittiğimiz gibi, bu sefer gülen taraf değil, ağlayan taraf biz olduk. Biz büyürken bayramlar değişti sanki… Benim bayramlarımda her şey çok kıymetliydi şeker, sevgi, samimiyet ve kırmızı ayakkabılar vardı. Sevdiklerim yanımdaydı, hiç biri bu kadar uzak olmamıştı benden…
Değerli okurlarım, sevdiklerimizin kıymetini bilerek yaşadığımız, şeker tadında nice bayramlar diliyorum Yaşayanlarımızı kucaklayarak, gidenlerimizi anarak …
Her değişime ayak uyduran doğanın bilgeliği ve Sanatın ışığında yeniden görüşene dek sağlıkla ve sevgiyle…
Sevda Kesim
19/04/2023