Merhaba... Uzun solukluymuş gibi görünen hayatın, yinelenen döngülerinin birine yaklaşırken çocukluğumuzun kış aylarını hatırlıyorum.

Boyum kadar kar içinde iz bırakarak ve hatta çoğu zaman kayarak gittiğimiz okul yollarının yanı sıra çatılardan sarkan buzları unutmam mümkün değil. Ayağımızda botlar, anneler tarafından üşümeyelim diye kat kat giydirilmiş bedenlerimizle kartopu oynadığımız zamanlardı kış ayları.

Mevsimlerin mevsim gibi yaşandığı zamanlarda sebzenin, meyvenin tıpkı sohbetler gibi tadı vardı. Şimdilerde kaybettiğimiz birçok geleneğimizle keyifle yaşardık kış aylarını. Boza, salep derken kış aylarının vazgeçilmezi kestane baş tacımızdı. Şöyle bir geriye baktığımda kendi zaman yolculuğumda birçok kış anısına sahip olduğumu görüyor ve çok şanslı bir çocukluk geçirdiğimi düşünüyorum. Mevsimleri meyveleriyle, insanları vicdanlarıyla tanıdığımız zamanlardı çünkü.

İnsanlar mavi kürenin üzerinde hiç ölmeyecekmiş gibi tepişe dursunlar doğa kendi takviminde ilerlemeye devam ediyor. Günler 21 Haziran’da kış hazırlığına başlayarak minik minik günleri kısaltırken 21 Aralık gecesi bizim bulunduğumuz Kuzey Yarımküre’de en kısa gün ve en uzun gecenin hazırlığını yapıyor.

21 Aralık aslında Kuzey Yarımküre’de yaşanan kış dönümünün antik çağlarda dahi yıllık döngünün bir parçası olarak kabul edildiğine dair kanıtlar bulunmuş. Astronomik olaylar, ekinlerin ekilme zamanı gibi çiftçilere rehberlik yapan bir döngüymüş 21 Aralık.

Kış dönümünde güneş ışınları oğlak dönencesine dik geldiğinden gündüzler kısalmayı durdurup yeniden uzamaya başladığı zamanlarda antik Avrupa’nın bazı bölgelerinde bu olay güneşin ya da güneş tanrısının ölümü ve yeniden doğuşu olarak sembolize edilirmiş.

Kelime anlamı Doğan Güneş olan Nardugan bayramı ise biz Türklere ait olup 21 Aralık'ta yani kış ekinoksunda başlayıp sonraki ilk dolunaya kadar kutlanan bayrammış eskiden. Türklerin eski inanışına göre gece ve gündüz sürekli savaşırlar ve gündüz geceyi 21 Aralık'ta yener. Yani gündüzler uzamaya başlar, sıcak mevsim, doğanın yeniden uyanışı müjdelenirmiş.

Her ne kadar Türklerin eski inanışı olarak adlandırılsa da Mısır mitolojisinde olduğu gibi gece ile gündüzün sürekli savaş halinde olması ve 21 Aralık günü en uzun gecenin ardından güneş'in daha çok görünmeye başlaması, günlerin uzamasıdır.

21 Aralık astrolojide ise yay burcunun son günü olup, hemen ardından oğlak burcu gelir. Gökyüzü haritası yüzyıllardır insanlığı biz farkında olalım ya da olmayalım yönetir. Yani özgür ruhlu yay burcunun enerjisinde yeniden doğan güneşi karşılar insanoğlu…

Türk Halkı Nardugan’la yeniden doğan güneşi kırdığı nar ve şarkılarla karşılarken dünyanın pek çok yerinde farklı şenliklerle karşılanır 21 Aralık.

Kış döngüsünün başında, doğan güneşin yenilendiği zamanlarda özgür ruhlu yay burcunun eşliğinde nice güzel zamanlar yaşamak dileğiyle. 21 Aralık’ın dünyaya sevgi enerjisi yaymasını umarak doğan güneşimizi kutluyorum.

Her değişime ayak uyduran doğanın bilgeliği ve Sanatın ışığında yeniden görüşene dek sağlıkla ve sevgiyle